Katagori: Teknoloji&Bilim
Türk mühendisler, insansız hava araçlarının (İHA) ardından, bu kez de tasarımı, dizaynı ve yazılımı tamamen özgün ve yerli olan Türkiye’nin ilk insansız deniz aracını (İDA) üretti.
İnsansız araçların geliştirilmesi konusunda faaliyet gösteren Global Teknik AŞ mühendisleri, TÜBİTAK’ın da desteğiyle 4 yıl önce başlattıkları projeyi tamamladı. Yaklaşık 3 milyon dolara mâl olan projenin sonunda 30 knot hız yapabilen, uydu vasıtasıyla dünyanın her tarafından sevk ve idare edilebilecek, üzerine radar, sonar, su altı kamerası, robot kolları, hafif makineli tüfek sistemleri gibi cihazların monte edilebileceği İDA ortaya çıktı. Global Teknik AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Karalar, testlerden başarıyla geçen 4 metre uzunluğundaki İDA’nın kullanıma hazır olduğunu söyledi. Hakan Karalar, geliştirdikleri insansız su üstü aracı sayesinde çok ucuz maliyetlerle insan hayatını riske atmadan her türlü data, görüntü ve analiz sonuçlarının elde edilebileceğini kaydetti. Karalar, yurtdışında başta Mısır olmak üzere korsan faaliyetlerin sık sık gündemde olduğu bazı Körfez ülkelerinden de talep geldiğini söyledi.
Türk mühendisler, İnsansız Hava Araçlarının (İHA) ardından, bu kez de tasarımı ve yazılımı tamamen özgün ve yerli olan Türkiye’nin ilk “İnsansız Deniz Aracı” nı üretti. İnsansız araçların geliştirilmesi konusunda faaliyet gösteren Global Teknik A.Ş’deki mühendisler, TÜBİTAK’ın da desteğiyle 4 yıl önce başlattıkları “Globida İnsansız Su Üstü Aracı Projesi” ni tamamladı.
Türk mühendisler, insansız hava araçlarının (İHA) ardından, bu kez de tasarımı, dizaynı ve yazılımı tamamen özgün ve yerli olan Türkiye’nin ilk insansız deniz aracını (İDA) üretti.
İnsansız araçların geliştirilmesi konusunda faaliyet gösteren Global Teknik A.Ş. mühendisleri, TÜBİTAK’ın da desteğiyle 4 yıl önce başlattıkları projeyi tamamladı. Yaklaşık 3 milyon dolara mal olan projenin sonunda 30 knot hız yapabilen, uydu vasıtasıyla dünyanın her tarafından sevk ve idare edilebilecek, üzerine radar, sonar, su altı kamerası, robot kolları, hafif makineli tüfek sistemleri gibi cihazların monte edilebileceği İDA ortaya çıktı.
Global Teknik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Karalar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, testlerden başarıyla geçen 4 metre uzunluğundaki İDA’nın kullanıma hazır olduğunu, şimdiden yurt içi ve yurt dışından taleplerin geldiğini söyledi.
HANGİ AMAÇLARLA KULLANILACAK
Dünyada bu alanda ABD ve İsrail’in öne çıktığına işaret eden Karalar, şöyle konuştu:
“Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde bu konuda çalışmaların yetersiz olduğunu gördük. Sahillerimizde ve boğazlarda yoğun bir trafik yaşanmaktadır. İDA sayesinde su üzerindeki her türlü araç izlenebilir. Elde edilen veriler merkezde kurulu yer istasyonlarına iletilebilir.
İDA, asimetrik tehdit, kıyı koruması, kaçakçılık, gümrük, can kurtarma, su üstü eğitim atışı için hedef platformu, uyuşturucu ile mücadele, sabotaja karşı koyma, deniz trafik kontrolü, deniz tehlikelerine karşı önlem, savaşta silaholarak kullanım, istihbarat, keşif ve gözetleme alanlarında kullanılabilecek.”
Karalar, İDA’nın her türlü hava koşullarında deniz ve iç sularda kullanılabileceğini, özel tasarlanan dizaynı sayesinde devrilmeden yoluna devam edebileceğini ifade etti.
KÖRFEZ ÜLKELERİNDEN TALEP VAR
İDA konusunda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile görüşmelerin sürdürüldüğünü anlatan Karalar, ayrıca yurt dışında başta Mısır olmak üzere korsan faaliyetlerin sık sık gündeme geldiği bazı Körfez ülkelerinden de kendilerine talep geldiğini söyledi.
“KUMANDA İLE İLETİŞİM KESİLİRSE SUYA İLK BIRAKILDIĞI YERE DÖNÜYOR”

İDA’nın, uzaktan kumanda ve üzerindeki anten sistemiyle 50 kilometre mesafeden kontrol edilebildiğini, bunun yanı sıra GPS ve uydu kullanılarak da dünyanın her tarafından sevk ve idare edilebileceğini ifade eden Karalar, kumanda sisteminde arıza olması ve iletişimin kesilmesi halinde İDA’nın otomatik pilotu sayesinde suya ilk bırakıldığı yere dönecek şekilde tasarlandığını söyledi.
Ürettikleri insansız deniz aracının 30 litrelik yakıt deposunun bulunduğunu, ancak bunun 300 litreye çıkarılabilecek şekilde tasarlandığını belirten Karalar, İDA’nın 300 litrelik yakıtla da 120 saat görev yapabileceğini ifade etti.
Tags: İnsansız Deniz aracı, türk mühendisler, Türk mühendislerden 'insansız deniz aracı'
Katagori: Teknoloji&Bilim
2 bin 400 metre uzaklıktaki bir hedefi öldürmeden etkisiz hale getirebiliyor.
ABD’li bir şirket tarafından geliştirilen, sınır güvenliği ve terörle mücadelede kullanılabilen öldürücü olmayan ve yaydığı sersemletici yeşil ışıkla düşmanı etkisiz hale getiren lazer silahlar, Türk güvenlik birimlerine tanıtıldı. Lazer silahlar, 2 bin 400 metre uzaklıktaki bir hedefi etkisiz hale getirebiliyor.
Amerikan Laser Energetics şirketi, Dazer Laser (Sersemletici Lazer) adını verdiği lazer silahları tanıtmak amacıyla Türkiye’deki güvenlik birimlerinde çeşitli sunumlar gerçekleştirdi.
Türkiye’deki temsilcileri tarafından güvenlik birimlerine tanıtılan lazer silahların, yetkili birimler tarafından inceleneceği ve kullanılıp kullanılmayacağına karar verileceği öğrenildi.
Amerikan Laser Energetics şirketinde çalışan iki göz doktoru tarafından geliştirilen Dazer Laser (Sersemletici Lazer) isimli lazer silah, yaydığı yeşil ışıkla 2 bin 400 kilometre uzaklıktaki tehdidin görme yetisini geçici bir süre bozarak sersemletiyor.
Yetkililer, lazer silahın yaydığı yeşil ışığın etkisiyle görme yetisi geçici olarak elinden alınan kişinin etkisiz hale gelerek olduğu yerde kaldığını belirttiler.
Lazer silahın 4,7 cm çapında olmasına karşın 1 metre çapında ışık yayarak aynı zamanda bir projektör olarak da kullanılabildiğini ifade eden yetkililer, ”Söz konusu silah, helikopter üzerine de monte edilebiliyor. Aynı zamanda projektör özelliği sayesinde sınır güvenliği için de kullanılabiliyor” diye konuştu.
Yetkililer, lazer silahların toplumsal olaylarda cop, yüksek voltajlı dart ve biber spreyi gibi aletlerle karşılaştırıldığında, tehditleri kısa mesafe yerine uzak mesafeden kontrol alınmasını sağladığı için daha avantajlı olduğunu da kaydettiler.
Silah ve el feneri şeklinde ”Defender” ve ”Guardian” olmak üzere iki modeli olan Dazer Laser’ların 300 metreden 2 bin 400 metreye kadar değişen menzillerde opsiyonlarının bulunduğunu bildiren yetkililer, 1,5 yıl önce geliştirilen lazer silahların Amerika Birleşik Devletleri’inde hapishaneler ve polis departmanlarınca kullanılacağını belirttiler.
Yetkililer, söz konusu lazer silahların cezaevlerinde, uçak ve yolcu gemilerinde ve toplumsal olaylarda da kullanılabileceğini ifade ettiler.
Henüz seri üretime geçmeyen lazer silahların Amerikalı tank ve ticari uçak üreticisi General Dynamics şirketinin fabrikalarında sipariş üzerine üretileceği belirtildi.
Kaynak:veteknoloji
Tags: Öldürmeyen Silah, Öldürmeyen silah geliyor, Öldürmeyen silah geliyor hakkında bilgi, öldürmeyen silah warmıdır
Katagori: Teknoloji&Bilim
Bilim adamları, yaban arılarının dünyayı insanlardan 5 kat daha hızlı gördüklerini belirledi.
BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, Queen Mary Londra Üniversitesi’nde yürütülen çalışmada araştırmacılar, yaban arılarının göze giren ışığı elektriksel sinyallere dönüştürüp beyne gönderen fotoreseptör hücrelerinin bu işlemi insan gözünden 5 kat daha hızlı gerçekleştirdiğini tespit etti.
Bu yetenek yaban arılarının yırtıcı hayvanlardan kaçmalarını ve karanlık, yapraklı çalılıklarda yönlerini bulmalarını sağlıyor. İnsanlar hızlı hareket ettiklerinde, hızla değişen görüntüleri anlamak için büyük çaba sarfediyor. Çünkü hızlı görüntüler gözümüzde bulanıklaşıyor. Odanın içinde uçan bir arıyı takip etmenin bizim için zor olduğunu söyleyen Dr. Peter Skorupski, “Fakat yaban arıları hızlı olan her bir görüntüyü yeterince yakalayabiliyor. İnsanların ise hızlı görüntüleri almak için daha fazla metabolik enerji harcamaları gerekiyor. Sahip oldukları retina, arı için oldukça pahalı bir yapı” diye konuştu.
Yaban arıları çevreyi renkli olarak görebiliyor, fakat şu ana kadar hızlı bir şekilde uçarken çevreyi tüm renkleriyle görüp görmedikleri bilinmiyordu. Birçok hayvanda renkli görüş farklı hücreler arasında ışık seviyelerinin karşılaştırmasını gerektirdiği gibi daha yavaş süren bir işlemdir. Fakat en son yapılan araştırmada, yaban arılarının renkli görüş fonksiyonlarının da normal görüş ile neredeyse aynı hızda olduğu bulundu. Hatta cırcır böceği ve çekirgelerin daha hızlı fotoreseptör hücrelere sahip olduğu belirtiliyor.
Tags: Arılar, Arılar 5 kat hızlı görüyor, arılar hakkında bilgiler
Katagori: Teknoloji&Bilim
İsrail’in casus uydusu, Ahmedinejad’ı ‘Türk kahvesi içerken’ izleyebilecekmiş!
İsrail Uzay Ajansı Başkanı Yitzhak Ben İsrael, ülkesinin yaklaşık 10 gün kadar önce uzaya fırlattığı casus uydu “Ofek 9″un yüksek kalitede görüntüler sağladığını söyleyip, uydunun İran Cumhurbaşkanı’nı yakından izleyebileceğini öne sürdü.
İsrail ordu radyosunun, Yitzhak Ben İsrael’in Amerika’da Arapça yayımlanan El Hurra isimli televizyona verdiği söyleşiden aktardığı habere göre, Ben İsrael’e “Ofek 9′un, Mahmud Ahmedinecad’ı ofisinde veya evinde görüp göremeyeceği” soruldu. Ben İsrael de, “Uydu, İran Cumhurbaşkanı’nı Türk kahvesini yudumlarken görebilir” karşılığını verdi.
Uzay Ajansı Başkanı, bir soru üzerine de “kişisel görüşüne göre, tek başına İsrail’in değil tüm Batı ülkelerinin, İran’ın nükleer programını durdurmak için uygun ölçüde kuvvet kullanacakları” yorumunda bulundu.
Ofek 9 fırlatılmasının hemen ardından, ilk görüntüleri geçen hafta göndermeye başlamıştı. Kontrol istasyonu yetkililerine göre, Ofek 9 ile ilgili her şey beklendiği gibi gidiyor.
Benzerleri arasında 6. uydu olan Ofek 9, İsrail’in Orta Doğu’daki istihbaratı için anahtar bir uydu olarak görülüyor. İsrail tarafından fırlatılanlardan diğer uydulara nazaran Ofek 9′un ışık, bulut ve kötü hava koşullarından etkilenmeyen radarla donatılmış olduğunu belirtiliyor.
Kaynak:veteknoloji
Tags: Ahmedinejad
Katagori: Teknoloji&Bilim
Kablosuz şarj ”olmazsa olmaz” olacak
Bir kaç yıl içerisinde piyasaya çıkacak cep telefonu ya da dizüstü bilgisayar gibi elektronik cihazların büyük bölümünde kablosuz şarj ünitesi de yer alacak. Böylece bir kafede otururken ya da otobüste seyahat sırasında bu cihazlar kendi kendine şarj olacak.
Bugün bazı örnekleri bulunan kablosuz şarj cihazları, “pazar savaşında” ön plana çıkmak isteyen firmalar tarafından geliştirilecek. Böylece, GSM sektörünün “akıllı telefonlara yönelmesi gibi” elektronik cihazlarda da kablosuz şarj ünitesi, “olmazsa olmaz” özellikler arasında yer alacak.
Bu yıl 3 milyon adet büyüklüğe sahip olan, kablosuz şarj olabilen elektronik cihaz pazarı, sadece 3 yıl içerisinde yüzde 70 artarak yıllık 235 milyon adet büyüklüğe ulaşacak.
KABLOSUZ NASIL ŞARJ OLUYOR
Kablosuz şarj temel olarak üç farklı şekilde olabiliyor; indüksiyon, radyo dalgası ya da resonans. Bu şarj yöntemlerinde temel; manyetik alan.
Örneğin elektromanyetik indüksiyon yönteminde, şehir şebekesine takılı bir elektrik toplayıcı ki bu kafedeki bir masa bile olabilir. Üzerinde bir çeşit RFID (Radyo Frekansı ile Tanımlama) kartı veya enerji transferine uygun entegre bulunan cep telefonu yerleştirildiğinde, enerjiyi bu karta boşaltıyor. Kart da bazı diğer düzenleyici entegreleri kullanarak enerjiyi telefondaki pile iletiyor.
Kaynak:veteknoloji
Tags: Kablosuz Şarj, Kablosuz şarj "olmazsa olmaz" olacak, Kablosuz şarj nasıl olur
Katagori: Teknoloji&Bilim
Finlandiya’da hızlı internet erişimi artık ‘yasal bir hak’ oldu.
Finlandiya, internete hızlı erişimin her yurttaş için yasal bir hak olarak kabul edildiği ilk ülke olma ünvanını kazandı.
Bugünden itibaren her Finlandiyalı 1Mbps’lik bağlantı hakkını sahip oluyor.
Finlandiya, 2015 yılına dek tüm yurttaşlarına 100 Mps’lik bağlantı hakkı sağlamayı hedefliyor.
Ülkede uygulamaya sokulan karar uyarınca, bugünden itibaren tüm iletişim şirketleri her vatandaşın evine asgari 1Mps’lik bağlantı olanağı sağlayacak hat çekmekle yükümlü olacaklar.
BBC’ye bir açıklama yapan Finlandiya İletişim Bakanı Suvi Linden, yasa hakkında, “Finlandiyalıların günlükhayatlarında internetin oynadğı rolü değerlendirdik. İnternet artık sadece bir eğlence aracı olmaktan çıktı. Finlandiya bir enformasyon toplumu yaratma konusunda büyük çaba harcadı. Ama bundan iki yıl önce, herkesin internete erişimi olmadığını saptadık.” dedi.
Finlandiya nüfusunun yaklaşık yüzde 96’sının internet bağlantısına sahip olduğu; yeni yasayla sadece geriye kalan 4000 dolayında konuta hızlı erişim hattı çekilmesi gerekeceği belirtiliyor.
İngiltere’deki durum
İngiltere’deyse hükümet 2012 yılına kadar tüm konutlara en az 2Mps’lik internet bağlantısı olanağı sağlamayı taahhüt etmişti ama bunu bağlayıcılığı olacak şekilde yasalaştırmadı.
İngiltere’de nüfusun yüzde 73′ünün internete erişimi var.
Kültür Medya ve Spor Bakanlığının bir sözcüsü “İngiltere’nin, küresel servis sağlama yükümlülüğü doğrultusunda ülkedeki hemen tüm yerleşim alanlarına hızlı internet erişimi sağlanacak.” dedi.
Hızlı internet bağlantısının bir yasal hak haline getirilmesi, yasadışı dosya paylaşımı konusunda sert önlemler almayı planlayan ülkeler açısından sorun yaratabilir.
Gerek İngiltere, gerekse Fransa, internetten sürekli olarak müzik ve film indiren kişilerin internet bağlantılarını kısıtlama ya da kesme yoluna gidilebileceğini açıklamışlardı.
Finlandiya hükümetiyse daha yumuşak bir yaklaşım benimsemiş görünüyor.
Finlandiya İletişim Bakanı Suvi Linden, “Yasadışı dosya paylaşanlara uyarı mektubu gönderilecek ama bu kişilerin internet erişimlerini kesmeyi planlamıyoruz.” dedi.
Bu yılın başlarında BBC Dünya Servisi için yapılan bir kamuoyu yoklaması, dünya çapında, hemen hemen her beş kişden dördünün, internet bağlantısına sahip olmayı bir temel hak olarak gördüğünü ortaya koymuştu.
Kaynak:veteknoloji
Tags: hızlı internet, Hızlı internet 'yasal bir hak' oldu, Teknoloji&Bilim
Katagori: Teknoloji&Bilim
Henüz 35 yıldır hayatımıza girmiş olan ve hiç durmadan gelişen BilgisayarTeknolojisi, önümüzdeki yıllarda artık tahtını Nano Teknolojiye ve SentetikBiyolojiye bırakacak gibi görünüyor. Nano Teknolojiye olan rağbet ile gelişenküçük boyutlardaki teknoloji devrimi, 2003 yılında insan DNA sının çözülmesiyle,bilim insanının hayalini kurduğu canlıları oluşturan temel element olan DNA ya dahadetaylı nasıl ulaşabileceği konusunda büyük kolaylık sağlamaya başladı.
Henüz 35 yıldır hayatımıza girmiş olan ve hiç durmadan gelişen BilgisayarTeknolojisi, önümüzdeki yıllarda artık tahtını Nano Teknolojiye ve SentetikBiyolojiye bırakacak gibi görünüyor. Nano Teknolojiye olan rağbet ile gelişenküçük boyutlardaki teknoloji devrimi, 2003 yılında insan DNA sının çözülmesiyle,bilim insanının hayalini kurduğu canlıları oluşturan temel element olan DNA ya dahadetaylı nasıl ulaşabileceği konusunda büyük kolaylık sağlamaya başladı. Bilgisayariçerisindeki devrelere benzer şekilde standart olan genetik yapı, gelişenteknoloji ile birlikte artık bilim insanları için DNA yı bir “LEGO” ile oynarken parçalardan ev yapmak kadar kolayhale getirip, yararlı fonksiyonların kullanılabilmesinin ya da hastalıklarıntedavi edilebilmesinin önünü açtı. İnsan DNA sının şifresini ilk çözen biliminsanlarından olan Craig Venter’ın deyişiyle teknoloji insanların istediklerikarakteristik yapıları değiştirmek için “Sentetik Biyoloji” programını, bir “Enter”tuşu kadar yakınlaştırdı (2020 Science, 2008).
Sentetik Biyoloji’nin bize sunduğu olanakları, bilim insanlarına tanıtmakamacıyla, Uluslararası bir nitelikte dünyanın en iyi üniversitelerinden olanMassachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nde 2004 yılından itibaren bir yarışmadüzenleniyor. Uluslararası Genetik Mühendisliğiyle Geliştirilmiş Makine(International Genetically Engineered Machine – iGEM) adıyla düzenlenen yarışmaya dünyanın çeşitliyerlerinde bulunan üniversitelerden gelen takımlar, sentetik biyoloji ve mühendislik yaklaşımlarını kullanarak biyolojik çalışmalara yeni birperspektif katıyor. Girişimciakademisyenlerin ve gönüllü araştırmacı öğrencilerin, DNA’yı yenidenyapılandırarak standart biyolojik parçalar oluşturup tüm araştırmacıların kullanımınasunmuş, özgün ve yararlı fonksiyonların herkes tarafından kullanılabilmesiniamaçlamışlardır. Her yarışmanın başındaoluşturulan genetik parçaların bulunduğu bir DNA seti ile çalışmaya başlayan biyoteknoloji konusunameraklıyüksek lisans,lisans ve lise seviyelerindeki öğrenciler, günlük yaşamdakarşılaştığımız problemlere çözümler getirebilecek yeni genetik programlaroluşturmaya çalışıyorlar (NatureBiotechnology, 2009). Böylece,bakteri ve diğer bazı organizmaların genetikyapıları, özelleşmişfonksiyonlar kazandırılarak tekrartasarlanmaya çalışılıyor. Yarışmanınfinalinde ise takım üyeleri, araştırma projelerini içinde akademisyenlerin, endüstri vesosyal bilimler alanında uzman kişilerin bulunduğu bir jüriye ve diğer takımlara sunuyor. Yarışma sonucu üniversitetakımlarına proje fikirlerinin tutarlılığı, deneylerinde ulaştıkları sonuçlarve projelerinin bilim dünyasına katkısı göz önünde bulundurularak Altın, Gümüşve Bronz madalyalar veriliyor. 6 klasmanda geliştirilen projelerden en iyileri tümtakımların önünde, MIT Kresge Center da, açıklanıp ve tekrar yapılandeğerlendirme sonucunda şampiyon olan takım bir yıllığına özel LEGO tasarımlıödülü ülkesine götürme şansını yakalıyor.
Sentetik Biyoloji, ülkemizde henüz duyulan bir alan olmasına rağmen; iGEMyarışması Nature ve Science’a bir çok kez konu olmuş ve ÜniversiteOlimpiyatları şeklinde de adlandırılmıştır. Bu yarışmaya hem üniversitemizi hemde ülkemizi temsilen 2007 yılından itibaren katılan ODTÜ iGEM takımlarıküçümsenemeyecek ve artan başarılara imza atmışlardır. İlk kez 2007 yılındaTürkiye’den katılan ve tek üniversite takımı olan ODTU iGEM Takımı, teorikolarak oluşturdukları üç orijinal proje fikirleriyle yarışmaya katıldı veiçlerinde “Işığa duyarlı metal iyonutaşıyan bakteri” projesi ile bronz madalya kazandı. 2008 yılında ise projelerini hayata geçirmek için deneylerini yapmayabaşlayan ODTÜ Takımı, çevrenin zararlı metallerden temizlenebileceğini veya metallerin diğer metallerden ayrıştırılabileceğini göstererekbronz madalya almaya hak kazandı. ODTÜ iGEM 2009 Takımı ise yepyeni bir proje ile yarışmaya katılıpmazisindeki başarı çıtasını bir üst seviyeye çekmeyi başardı. İnsanlardayaraların iyileşmesini uyaran gelişme faktörlerini salgılayan bakterileri dizayn ederek hazırladıkları “Yara bandı” adlıprojesi ile ODTÜ Takımlarının katılımından buyana kazandığı en büyük başarı olan gümüş madalyayı ülkesine götürdü.
ODTU, 2010 yılında ise yarışmaya 2 takım göndermeye hazırlanıyor. BiyolojikBilimler öğrencilerinden oluşturulan METU_TURKEY isimli laboratuar takımı vebilişim sistemleri öğrencilerinin oluşturduğu METU_TURKEY_SOFTWARE isimliBiyoenformatik takımı, Türkiye’yi ABD’de ki iGEM finalinde 2 klasmanda göğüsleyecek. Yrd.Doç.Dr. Can Özendanışmanlığında araştırmalarını sürdüren METU_TURKEY Takımı, yapacaklarıprojede sentetikbiyoloji metod ve araçları kullanarak insan hücrelerinde nanoparçacıklarınzararlı etkilerinin aşamasını ve şiddetini gösteren genetik elementlerin tasarlanması üzerine çalışacaklar. Yrd.Doç.Dr. Tolga Can ve Dr. Yeşim Aydın Sonun danışmanlığında yürütülen METU_TURKEY_SOFTWARE Takımı ise takımlarınçalıştığını göstererek eklemiş oldukları biyolojik devreleri, grafik teorisinintemel prensiplerini kullanarak, devreler arasındaki bağlantıyı amaca en uygunşekilde sistem içerisinde tasarlayıp,verilen fiziksel yada kimyasal bir girdinin sistem içerisinde takip edebileceğiyolları “en uygun yol bulma algoritmalarını” kullanarak en etkili ve amaca enuygun olanlarını görsel bir şekilde araştırmacıya sunabilen bir yazılımgeliştirmektir. Takımlarımızın projelerini geliştirmeleri sırasında yaşadığısorunlar bazen projeden bağımsız maddi kaynaklı sorunlarda olabiliyor.Dolayısıyla Türkiye’nin şartları göz önüne alındığında takımlarımızın şimdiyekadar gösterdiği başarı daha önem kazanmaktadır. Yarışma süresince takımlarımızbazen projeleri ile kalmayıp maddi zorluklarla da yarışabilmektedir.Takımlarımız, laboratuar ortamında geliştirilen projelerde giderlerin de çokfazla olması nedeniyle, sponsorluk arayışlarının proje fikri bulma gibi zor biryol olduğunu söylemekten edemiyorlar. Herşeye rağmen, bu yolda gösterdiklerikararlılıkla çok daha başarılı, finalist takımlardan biri olacaklarını hattahiç durmadan çalışarak şampiyon dahi olacaklarını sözlerinin sonuna eklemeyiunutmadılar.
Dünya üzerinde artan nüfus yoğunluğu, besin kıtlığı ve bunları takip edengenetik hastalıkların gelecekteki tek çaresi olarak görülen GenetikMühendisliği konusunda baş aktör olan Sentetik Biyoloji konsepti hiç durmadantüm dünyada hızla gelişiyor. Ve sentetik biyoloji ile ilgilenen ülkelerin ağırlığı,akademik çalışmalarında ve şirketlerin çalışma alanlarında hissediliyor. Yenigelişen bu alanda ülkece treni kaçırmamak ve faydalarından yararlanmak içinsentetik biyolojiyi, ülkemizde önder olan bir üniversite olarak desteklemek vegeliştirmek en önemli görevlerimizden biri olmalıdır.
Kaynak:Genbilim
Tags: DNA, Dünya artık DNA, Teknoloji&Bilim
Katagori: Teknoloji&Bilim
DirectX 11 destekli ilk ekran kartlarını piyasaya süren AMD, bu alanda başka bir ilki gerçekleşitrmek için kolları sıvadı.
Radeon HD 5700 ve Radeon HD 5800 serisi ile DirectX 11 destekli ilk ekran kartlarını piyasaya çıkaran firma olan AMD, bir diğer ilki de DirectX 11 destekli IGP’lerde (Integrated Graphics Processor – Tümleşik Grafik İşlemcisi) gerçekleştirmek istiyor.
AMD’nin yol haritalarına bakıldığında, 2011 yılında masaüstü segmentinde piyasaya çıkacak olan Lynx platformunda DirectX 11 destekli IGP yer alacağı görülüyor. Aynı şekilde dizüstü segmentinde de 2011 yılında Sabine ve Brazon platformları ile birlikte DirectX 11 destekli IGP’ler gelecek.
AMD ‘nin CPU ve GPU’yu aynı işlemci üzerinde bulundurmayı hedefleyen Fusion programı dahilinde geliştirdiği Llano kod adlı işlemcinin masaüstü ve dizüstü modelleri (Brazos platformunda Ontario adlı model yer alacak) 2011 yılında, bahsi geçen platformlarda bulunacak. Llano, bünyesinde tümleşik bir grafik işlemcisi barındıracak. Intel’in benzer bir teknolojiye sahip olan Westmere ailesi işlemcileri 3 Ocak’ta piyasaya çıkmış olacak. Ancak bu modellerde bulunan grafik yongaları DX11 destekli olmayacak.
kaynak: haber7.com
Tags: diretx 11 grafik yongası, yeni directx 11
Katagori: Teknoloji&Bilim
Gibbs Technologies adlı İngiliz şirketi, yedi yıllık bir çaba sonunda dünyanın gerçek anlamda ilk yüzer otomobilini gerçekleştirdi. Aquada adlı araç, son yarım yüzyılın saatte 10 km hız yapabilen başarısız modellerinin aksine, karada 160 km, denizde de 50 km hız yapabiliyor. Firmanın yöneticisi Neil Jenkins, daha önce geliştirilmiş amfibik (hem suda, hem karada giden) tasarımların esas olarak ya bir tekne, ya da bir otomobil olduğunu, Aquada’nınsa sıfırdan başlayarak amfibik bir model olarak geliştirildiğini vurguluyor. Jenkins’e göre, yeni araç “tekerlekli bir tekne ya da su geçirmez bir otomobil değil”. Eski tasarımlarda, araçlar, arkadaki pervaneleri çeviren bir motor tarafından suyun içinde itiliyor ve suyun direnci aracın hızını kesiyordu. Jenkins’in bu soruna getirdiğ i yanıt, hafif karbon bileşimlerinden bir şasi üzerine kurulu üç kişilik bir gövde ve su içinde pervane yerine kullanılan, jetskilerdekine benzeyen küçük bir fıskiye pompası. Pompa, küçüklüğüne karşın araca 1 tonluk itki sağlıyor. Böylece Aquada, suyu yarmaya çalışmak yerine su üzerinde kayarak gidiyor. Aracın 2,5 litrelik motorundan güç alan fıskiye pompası, ve yayvan bir “v” harfi biçimli şasi, su üzerinde 50 kilometreyi aşan hızlara olanak sağlıyor. fiasi ayrıca yol içinde uygun; kasisleri rahatlıkla aşabiliyor. Aquada’nın belki de en dikkat çekici yanı, James Bond filmlerindeki fantezi tasarımları andıran ve bilgisayar kontrolüyle şasi içine çekilebilen tekerlekler. Eğik bir iskeleden suya indiğ inde tekerlekler direksiyon ve transmisyon şaftlarından ayrı larak araç altına katlanıyor; gövdenin iskele ya da başka araçlara çarpmasını önlemek içinde yalnızca uçları biraz dışarıda kalıyor. Jenkins, fiyatı şimdilik 50.000 sterlin olan aracın, büyük otomotiv firmalarının ilgisini çekmesi halinde çok daha ucuzlayacağı umudunda..
Kaynak:Bilimteknik
Tags: Yüzen arabalar
Katagori: Teknoloji&Bilim
ÜLKE-BİLGİSAYAR SAYISI
1-Abd-164,100,000
2-Japonya-49,900,000
3-Almanya-30,600,000
4-İngiltere-26,000,000
5-Fransa-21,800,000
6-İtalya-17,500,000
7-Kanada-16,000,000
8-Çin-15,900,000
9-Avustralya-10,600,000
10-Kuzey Kore-10,600,000
Kaynak:aneki
Tags: en çok
« Older Entries