<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilimsel Makaleler Haberler</title>
	<atom:link href="http://www.bilimci.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bilimci.net</link>
	<description>Bilim, fizik, bilimsel haberler, teknoloji haberleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Jul 2010 06:06:45 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Eğlencelik Matematik</title>
		<link>http://www.bilimci.net/eglencelik-matematik.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/eglencelik-matematik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 10:13:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlencelik Matematik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/eglencelik-matematik.html</guid>
		<description><![CDATA[Roger Penrose&#8217;un genç yaşlarındayken babasıyla birlikte &#8220;eğlencelik  matematik&#8221; dediği buluşu cebirsel geometride önemli problemlerden birisi  olmuştur.
Kendini tekrarlayan hangi düzlemsel şekillerle bir yüzey tam olarak  kaplanabilir? Biliyoruz ki eşkenar üçgenlerle, dörtgenlerle, düzgün altıgenlerle  periyodik kaplama yapılabilir. Penrose, periyodik olmayan (yani kendini  tekrarlamayan) düzlem kaplaması veren binlerce farklı şekil üzerinde  yıllarca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Roger Penrose&#8217;un genç yaşlarındayken babasıyla birlikte &#8220;eğlencelik  matematik&#8221; dediği buluşu cebirsel geometride önemli problemlerden birisi  olmuştur.</p>
<p>Kendini tekrarlayan hangi düzlemsel şekillerle bir yüzey tam olarak  kaplanabilir? Biliyoruz ki eşkenar üçgenlerle, dörtgenlerle, düzgün altıgenlerle  periyodik kaplama yapılabilir. Penrose, periyodik olmayan (yani kendini  tekrarlamayan) düzlem kaplaması veren binlerce farklı şekil üzerinde  yıllarca çalıştıktan sonra, bunlardan bağımsız olanların sayısını önce  altıya sonra ikiye indirmeyi başardı.Penrose şekilleri ünlü Hollandalı  grafik sanatçısı Escher&#8217;e de esin kaynağı olmuştur. Penrose, salt  matematik merak nedeniyle bulduğu bu şekillerin sonradan kristalimsi  denen kimyasal maddelerin niteliklerinin açıklanmasında kullanılmıştır.</p>
<p>Kaynak:genbilim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/eglencelik-matematik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağıntı</title>
		<link>http://www.bilimci.net/baginti.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/baginti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 10:09:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Bağıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/?p=511</guid>
		<description><![CDATA[Matematikte iki kümenin Kartezyen çarpımının herhangi bir alt kümesi  bağıntı olarak tanımlanır. Bir kümedeki bir öğeyi başka bir kümedeki bir  öğeye götürür. Yâni, iki öğe arasında bir bağ kurar. Örneğin,  göndermeler tek yönlü bir bağıntıdır.
Tanım (2)İki ya da daha çok şey arasındaki karşılıklı ilişki, ilinti,  °münasebet. Eşyayı, kavramları ya da tasarımları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Matematikte iki kümenin Kartezyen çarpımının herhangi bir alt kümesi  bağıntı olarak tanımlanır. Bir kümedeki bir öğeyi başka bir kümedeki bir  öğeye götürür. Yâni, iki öğe arasında bir bağ kurar. Örneğin,  göndermeler tek yönlü bir bağıntıdır.</p>
<p>Tanım (2)İki ya da daha çok şey arasındaki karşılıklı ilişki, ilinti,  °münasebet. Eşyayı, kavramları ya da tasarımları birlik, bağlılık, birliktelik gibi  durumlarda toplayan görünüş ya da nitelik, görelik, °izafiyet,  °rölativite. Daha genel olarak, birbirinden farklı olması gerekmeyen n küme  (A1,A2,&#8230;,An) arasındaki n &#8216;li bağıntı (?), bu kümelerin kartezyen  çarpımının herhangi bir alt kümesidir. n, iki ise ikili bağıntı olarak adlandırılır.</p>
<p>Örnekler Evlilik ilişkisi A={Ayşe, Fatma, Esra, Ali, Veli, Ahmet, Mehmet} A ile A arasındaki hayali bir evlilik ilişki (E) aşağıdaki gibi  olabilir: E={(Ayşe, Ali), (Ali, Ayşe), (Esra, Mehmet), (Mehmet, Esra)} Buna göre A kümesinin elemanlarından, Ayşe ve Ali, Esra ve Mehmet  evlidir. [değiştir] Yaşça büyüklük ilişkisi Bütün ilişkiler simetrik olmak zorunda değildir. Örneğin K kümesinden,  yaşça büyüklük ilişkisi (B) şöyle olabilir. K={Ayşe, Fatma, Esra} B={(Fatma, Ayşe), (Fatma, Esra), (Esra, Ayşe)} Bu ilişkiye göre yaş sıralaması büyükten küçüğe Fatma, Esra, Ayşe  şeklindedir. [değiştir] Ayrıca Bakınız Küme Denklik bağıntısı Sıralama bağıntısı Gönderme (Fonksiyon) İlişkisel cebir</p>
<p>Kaynak:genbilim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/baginti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abaküs</title>
		<link>http://www.bilimci.net/abakus.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/abakus.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 10:05:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Abaküs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[Abaküs, sayı boncuğu veya çörkü, basit toplama ve çarpma işlemleri için  kullanılan bir aletir. Boncukların sayılması şeklinde çalışır. M.Ö. 2400 yıllarında Çin?de geliştirilen abaküs, denizaşırı ticaret  yapan tüccarlar sayesinde Girit ve Miken bölgelerinden Avrupa ve  Amerika&#8217;ya yayılmıştır. Abaküs, hareketli parçalara sahip olduğu bilinen  ilk hesap makinesidir.
Arap sayılarının ve sıfır kavramının abaküs [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Abaküs, sayı boncuğu veya çörkü, basit toplama ve çarpma işlemleri için  kullanılan bir aletir. Boncukların sayılması şeklinde çalışır. M.Ö. 2400 yıllarında Çin?de geliştirilen abaküs, denizaşırı ticaret  yapan tüccarlar sayesinde Girit ve Miken bölgelerinden Avrupa ve  Amerika&#8217;ya yayılmıştır. Abaküs, hareketli parçalara sahip olduğu bilinen  ilk hesap makinesidir.</p>
<p>Arap sayılarının ve sıfır kavramının abaküs yardımıyla geliştirilmesi  tarih öncelerine gitmekle beraber, halen dünyanın değişik bölgelerinde  özellikle okul öncesi çağdaki çocukların matematiksel zekasını  geliştirmek amacıyla kullanılmaktadır. Çağdaş hesap makinelerinin ve bilgisayarların atası sayılan hesap aygıtı  olan Abaküs&#8217;te amaç 4 ana matematiksel işlem olan toplama, çıkarma,  çarpma ve bölme yapmaktır. Babilliler&#8217;in buluşu olan abaküs, yüzyıllar  boyunca ticarette büyük önem taşımıştır. Abaküsün temeli Girit ve  Miken&#8217;e dayanmakta ve ilk abaküs örneklerinin hemen hepsinde Girit ve  Miken süsleme sanatından örnekler da bulumaktadır. İlköğretim sınıflarında matematik dersine yardımcı olması amacıyla da  kullanılır.Abaküs, Aritmetik hesaplamaları yapmaya yardımcı bir alet. En iyi bilinen biçimi (Çinlilerin Suan Pan&#8217;ı) dikdörtgen bir çerçevenin  içine gerilmiş teller üstüne inciler dizilmesiyle oluşturulan abak,  başlangıçta toprağın içine açılan sıra sıra oluklara dizilen taşlardan  oluşmaktaydı. Daha sonraları, yuvarlık bilye büyüklüğünde metal top ya  da boncukların paralel çubuklar ya da teller üstünde hareket ettikleri  biçimi almıştır. Her boncuk ya da metal topçuğun değeri, büyüklüğüne değil konumuna  bağlıdır; belirli bir çizgi üstündeki taşın ya da belirli bir tel  üstündeki incinin (boncuğun,topçuğun, vb.) değeri 1, iki tanesi birlikte  olunca 2 olur. Bundan bir sonraki tel 10, üçüncü sıradaki tel 100  olarak değerlendirilir. Böylece ikisi 1 değerinde ve biri 10 değerinde  üç dizi taş 12&#8242;yi, 100 değerindeki bir dördüncü topçuk eklenince de  112&#8242;yi gösterir. Yani topçuk ya da boncuğun yeri, değerini belirler ve  çok büyük sayılar bile birkaç topçu ya da boncukla gösterilebilir.  Topçuklar bir yöne kaydırılarak işlem yapılır; elde edilen değeri  silmek, yani topçuğu bir sonraki kullanıma hazırlanmak istenirse, tersi  yönünde kaydırmak gerekir. Abak, görünüşte basitliğine karşın, toplama  makineleri, elektronik hesap makineleri ve bilgisayarların  hazırlanmasına katkı bulunmuştur.  Köken bilimi Abaküs, Latince abacus sözcüğünden gelir. Türkçeye ise Fransızcadan  geçmiştir. Latincede asıl anlamı masa, pano veya tablo, ikinci anlamı  hesap tahtasıyken; Antik Yunancada ábaks masa, tabla anlamlarında  kullanılmıştır.</p>
<p>Kaynak:genbilim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/abakus.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dizi (terim)</title>
		<link>http://www.bilimci.net/dizi-terim.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/dizi-terim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 10:03:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi (terim)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/?p=507</guid>
		<description><![CDATA[Matematikte dizi, terim denilen sayıların oluşturduğu sıralı küme. Dizi  sonlu ya da sonsuz olabilir. Pozitif tam sayılar (1, 2, 3, 4, ?) sonsuz  diziye örnek verilebilir. (1, 2, 3, 4) dizisi ise sonlu bir dizidir.
Diziler, terimleri arasındaki ilişkiye göre de sınıflandırılabilir.  Sözgelimi a1, a2, ?, an, an+1-an dizisinde an+1 sayısı diğer sayılar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Matematikte dizi, terim denilen sayıların oluşturduğu sıralı küme. Dizi  sonlu ya da sonsuz olabilir. Pozitif tam sayılar (1, 2, 3, 4, ?) sonsuz  diziye örnek verilebilir. (1, 2, 3, 4) dizisi ise sonlu bir dizidir.</p>
<p>Diziler, terimleri arasındaki ilişkiye göre de sınıflandırılabilir.  Sözgelimi a1, a2, ?, an, an+1-an dizisinde an+1 sayısı diğer sayılar  gibi sabitse bu diziye aritmetik dizi ya da ardışık dizi denir. an+1/an  oranı sabitse geometrik dizi olarak adlandırılır. Örneğin, (2, 6, 18,  54, ?) dizisi sabit oranı 3 olan bir geometrik dizidir. Sonsuz dizilerin bazı türleri bir sınır değere yaklaşabilir. Sözgelimi  1, 1/2, 1/3, 1/4, ?, 1/n dizisinde n sonsuza yaklaştıkça sıfır sınırına  ulaşılır. Bir dizinin sınırı (limit) önemli bir matematiksel kavramıdır.</p>
<p>Kaynak:genbilim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/dizi-terim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trigonometri</title>
		<link>http://www.bilimci.net/trigonometri.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/trigonometri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 10:01:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Trigonometri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/?p=505</guid>
		<description><![CDATA[Tarihi Matematiğin doğrudan doğruya astronomiden çıkmış bir kolu olan  trigonometrinin bazı ögeleri, daha Babilliler ve Mısırlılar döneminde  biliniyor, eski Yunanlılar Menelaos?un Küresel geometrisi aracılığıyla,  bir daire içine çizilebilen dörtgenden yola çıkarak daire yaylarının  kirişlerinin değerlerini veren çizgiler oluşturuyorlardı. Daha sonra  Araplar, yay kirişlerinin yerine sinüsleri koyup; tanjant, kotanjant,  sekant, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi Matematiğin doğrudan doğruya astronomiden çıkmış bir kolu olan  trigonometrinin bazı ögeleri, daha Babilliler ve Mısırlılar döneminde  biliniyor, eski Yunanlılar Menelaos?un Küresel geometrisi aracılığıyla,  bir daire içine çizilebilen dörtgenden yola çıkarak daire yaylarının  kirişlerinin değerlerini veren çizgiler oluşturuyorlardı. Daha sonra  Araplar, yay kirişlerinin yerine sinüsleri koyup; tanjant, kotanjant,  sekant, kosekant kavramlarını geliştirdiler.[kaynak belirtilmeli].</p>
<p>Batı?da Nasirettin Tusi?den büyük ölçüde yararlanan Regiomontanus?un  Üçgen Üstüne adlı eseriyle gerçek trigonometri doğmuş oldu. François  Viète ve Simon Stevin, hesaplarda ondalık sayılardan yararlandılar. John  Napier logaritmayı işe kattı. Isaac Newton ve öğrencileri trigonometri  fonksiyonlarının ve logaritmalarının hesabına tam serileri uyguladılar.  Daha sonra da Leonhard Euler, birim olarak trigonometrik cetvelin  yarıçapını alarak, modern trigonometrinin temellerini attı.  Çembersel trigonometri Çembersel trigonometride, on sekiz boyutlu düzlemde (ve üçü de aynı  doğru üzerinde yer almayan) üç noktayı doğru parçalarıyla ikişer ikişer  birleştirerek oluşturulan düzlemsel üçgenler söz konusudur. Küresel  trigonometride ise, üç boyutlu kürenin iki boyutlu olan yüzeyinde (ve  üçü de aynı büyük çember üzerinde yer almayan) üç noktayı büyük çember  yaylarıyla ikişer ikişer birleştirerek oluşturulan küresel üçgenler söz  konusudur. Küresel trigonometri Eski Yunanda astronomiye ilişkin  gereksinimleri karşılamak amacıyla ortaya çıktı ve gelişti. Küresel  trigonometri aslında düzlemsel trigonometriyi de tümüyle içerir, ama  düzlemsel trigonometri ancak 15. yüzyıl Avrupa&#8217;sında, topografya,  ticaret ve denizciliğin gereksinimleri doğrultusunda kendi başına ve  küresel trigonometriden bağımsız olarak gelişmiştir. Küresel  trigonometri, düzlemsel geometriden daha önce ortaya çıkıp gelişmiş  olmakla birlikte, ancak düzlemsel geometrinin temel ilkelerinin  bilinmesiyle daha iyi anlaşılabilir.  Düzlemsel trigonometri aslında her tür düzlemsel üçgen için geçerli  olmakla birlikte, bağıntılar genellikle dik üçgenlerde tanımlanır.  Açılarından biri (x) 0° ile 90° arasında olan bir dik üçgenin (düzlemsel  bir üçgende iç açıların toplamı 180° olduğu için) öteki açısı 90-x&#8217;e  eşittir. Böyle bir üçgende dik açının karşısındaki kenar |OD| hipotenüs,  O &#8216;nun karşısındaki kenar |CD| karşı kenar, |OC| &#8216;ya komşu olan kenar  ise komşu kenar olarak adlandırılır. Bu kenarlar birbirlerine ikişer  ikişer altı farklı biçimde oranlanabilir, böylece A açısının  trigonometrik fonksiyonları tanımlanmış olur. Açı Başlangıç noktaları aynı olan iki ışının birleşimine açı denir. [OA ve [OB ışınlarına açının kenarları, O noktasına ise açının köşesi  denir.  Trigonometrinin kullanım alanları Trigonometri birçok fen biliminde, matematiğin diğer alanlarında ve  çeşitli sanatlarda yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Trigonometriyi  kullanan bazı dallar şunlardır: jeofizik, kristalografi, ekonomi (özellikle de finansal pazarların  analizinde), elektrik mühendisliği, elektronik, jeodezi, makine  mühendisliği, meteoroloji, müzik kuramı, sayı kuramı (ve dolayısıyla  kriptografi), oşinografi (okyanus bilimi), farmakoloji (eczacılık),  optik, fonetik, olasılık kuramı, psikoloji, sismoloji&#8230; Trigonometri yukarıda örneklendiği gibi birçok farklı alana farklı  katkılarda bulunmuştur. Örneğin Pisagor kuramının isim babası Pisagor  matematiksel müzik kuramına ilk katkıda bulunan isimlerdendir.  Oşinografide bazı dalgaların sinüs dalgalarına benzerliği ilgili  incelemelerde trigonometrinin kullanımına olanak tanımıştır. Bunun  dışında Fourier serileri sayesinde trigonometrik fonksiyonlar farklı  fonksiyonları temsil etmekte kullanılırlar ve bu sayede trigonometri  birçok farklı dalda kullanım olanağı bulmuştur. Böylece ısı akışı ve  difüzyon başta olmak üzere özellikle periyodik özellik gösteren  kavramların incelendiği birçok dalda ve fenomende trigonometrik  fonksiyonlar kullanılabilmiştir; akustik, radyasyon ve elektronik gibi.</p>
<p>Kaynak:genbilim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/trigonometri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim ve Matematik</title>
		<link>http://www.bilimci.net/bilim-ve-matematik.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/bilim-ve-matematik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 09:58:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Matematik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/?p=502</guid>
		<description><![CDATA[Toplumbilimciler toplumu ve sosyal davranışı, insanların oluşturduğu  grup ve toplumsal kurumu çeşitli sosyal, dinsel, politik ve iş  organizasyon gibi inceleyerek çalışırlar. Onlar aynı zamanda grup  davranışlarını ve toplumsal etkileşimlerini inceler, köken ve  gelişimlerini takip eder ve üye bireyler üzerinde grup hareketlerinin  etkisini çözümlerler. Toplumbilimciler toplumsal grupların,  organizasyonların ve kurumların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumbilimciler toplumu ve sosyal davranışı, insanların oluşturduğu  grup ve toplumsal kurumu çeşitli sosyal, dinsel, politik ve iş  organizasyon gibi inceleyerek çalışırlar. Onlar aynı zamanda grup  davranışlarını ve toplumsal etkileşimlerini inceler, köken ve  gelişimlerini takip eder ve üye bireyler üzerinde grup hareketlerinin  etkisini çözümlerler. Toplumbilimciler toplumsal grupların,  organizasyonların ve kurumların özellikleri; bireylerin her birinin  diğerinden ve ait oldukları gruptan etkilenme yolları ve bir insanın  günlük yaşamında cinsiyet, yaş veya ırk gibi toplumsal özelliklerin  etkisi ile ilgilidir. Toplumbilimsel araştırmalar eğitimcilere,  yasakoyuculara, yöneticilere ve toplumsal sorunları çözmek ve kamu  politikaları geliştirmek isteyenlere yardımcı olur.</p>
<p>Birçok toplumbilimci bir veya birden fazla uzmanlık alanında çalışır:  toplumsal organizasyon, toplumsal tabakalaşma, toplumsal hareketlilik;  ırksal ve etnik ilişkiler;eğitim, aile; toplumsal psikoloji,şehir,  kırsal, politika, ve karşılaştırmalı toplumbilim; cinsiyet rolleri ve  ilişkiler; demografi; yaşlılık; suç bilimi; ve toplumsal uygulamalar. Toplumbilim büyük oranda Comte&#8217;nin toplumbilimin ergeç bilimin bütün  diğer alanlarını içine alacağı inancına yaslanarak gelişse de, sonuçta,  toplumbilim diğer bilimlerin yerine geçmedi.Bunun yerine, toplumbilim  diğer toplumsal bilimlerle özdeşletirilme noktasına geldi. Günümüzde,  çoğunlukla karşılaştırmalı bir yöntem kullanarak, insan türünün  organizasyonlarını, toplumsal kurumlarını ve bunların toplumsal  etkileşimlerini incelemektedir. Disiplin özellikle karmaşık sanayi  toplumlarına odaklanmıştır. Toplumbilimciler son zamanlarda  antropologlardan aldıkları ipuçları ile, bu alandaki &#8220;Batı Vurgusu&#8221;nu  belirtmektedirler. Tepki olarak ise yeryüzündeki birçok toplumbilim  bölümü çok kültürlü ve çok uluslu çalışmaları desteklemektedir. Günümüzde, toplumbilimciler, toplumu düzenleyen ırk veya etnisite,  sosyal sınıf, cinsel rolleri ve aile gibi kurumları; suç ve boşanma gibi  bu yapıların ayrılma ve bozulmasını temsil eden toplumsal işleyişleri  ve benzeri kişiler arası etkileşimler gibi mikro-işleyişleri ve  bireylerin toplumsallaşmaları, gibi mikro- toplumsal yapıları  araştırmaktadırlar. Toplumbilimciler sıklıkla toplumsal ilişkilerdeki kalıpları açıklamak ve  toplumsal değişimi belirlemeye yardım edecek modeller geliştirmek için  toplumsal araştırmanın kantitatif yöntemine dayanırlar.Toplumbiliminin  belli dalları ise &#8211; odaklanarak yapılan görüşmeler, grup tartışmaları ve  etnografik yöntemler gibi yöntemelerin- sosyal işleyişlerin daha iyi  anlaşılmasını sağladığını düşünmektedir.Orta yolu bulmak isteyen bazı  toplumbilimciler ise kantitatif ve kalitatif yaklaşımların birbirini  tamamlayıcı olarak kullanılmasını tartışmaktadır. Bir yaklaşımdan elde  edilen sonuçlar diğer taraftaki açıkları kapatabilir. Mesela kantitatif  yöntemler büyük ve geniş kalıpları tanımlarken kalitatif yaklaşımlar  bireylerin bu kalıpları nasıl anladıklarını anlamamıza yardımcı  olabilir. [değiştir] Toplumsal Araştırma Yöntemleri Toplumbilimcilerin, soru formları veya toplumsal yöntemler araştırma  anketi, görüşmeler,katılımcı gözlem, istatistik araştırması,  değerlendirme araştırması ve test, anket vb belge tabanlı değerlendirme  gibi çalışmaları içeren kuramsal olmayan bulguları bir araya getirmek  için kullandığı birçok ana yöntem vardır. Bu yaklaşımların hepsinin sorunu bunların, araştırmacının bunların  gözünde gördüğü toplumu nasıl çözümlediği ve anladığını uyarlamaya  çalıştığı kuramsal konuma dayanıyor olmasıdır. Eğer Émile Durkheim gibi  işlevselci ise, araştırmacı herşeyi büyük ölçekli toplumsal yapıların  terimleriyle açıklaması muhtemeldir. Bir sembolik etkileşimci büyük  olasılıkla insanların birbirini nasıl anladığına yoğunlaşacaktır. Bir  marksist ya da neo-marksist bir araştırmacı ise muhtemelen herşeyi sınıf  mücadelesi ve ekonomi süzgecinden geçirecektir. Fenomenciler ise  insanların gerçeğin onlara göre anlamlarını kurguladıkalrı tek bir yol  ve başka hiç bir şey olmadığını düşünmeye eğilimlidirler. Gerçek  sorunlardan biri ise birçok toplumbilimcinin bir tek kurumsal yaklaşımın  doğru olduğu ve bunun da kendilerinki olduğunu tartışmalarıdır.  Uygulamada, toplumbilimciler sıklıkla, her yöntem özel data tipleri  ürettiği için farklı yaklaşımları ve yöntemleri karıştırıp  eşleştirmektedir. İnternet üç açıdan toplumbilimcilerin ilgi alanındadır: mesela kâğıt  üzerindeki anketler yerine çevrimiçi anketleri kullanmak adına bir  araştırma aracı olarak, bir tartışma platformu olarak ve bir araştırma  konusu olarak. Internet toplumbilimi, çevrimiçi toplulukların (ör:haber  grupları) çözümlemesini, sanal toplulukları ve dünyaları,internet gibi  yeni medyalar ekseninde çözünen organizasyonel değişimleri ve sanayi  toplumundan bilgiye dayalı topluma (veya bilgi toplumuna) doğru yaşanan  dönüşümde geneldeki toplumsal değişimi içermektedir. [değiştir] Diğer Toplum Bilimleri 20.yy&#8217;ın başlarında sanayi toplumu üzerinde araştırma yapan  toplumbilimciler ve psikologlar antropolojinin gelişimine katkıda  bulundular. Antropologlar da sanayi toplumları üzerinde araştırmalar  yaptılar. Günümüzde toplum bilim ve antropoloji çalışma nesnelerinden  ziyade farklı kuramsal içerik ve yöntemlere göre daha iyi bir şekilde  farklılaşmışlardır. Sosyalbiyoloji görece olarak hem toplumbiliminden hem de biyolojiden  kaynaklanan yeni bir alandır. Bu alan ilk önce çok hızlı bir kabul görse  de, toplumsal davranış ve yapıların evrimsel ve biyoloijik işleyişlerle  açıklama yolları aramasından dolayı tepki topladı. Toplumbilimciler  sıklıkla davranışı tanımlamada genlerin etkilerini çok fazla dayanak  göstermeleri yönünden eleştirilmektedirler. Ne var ki toplumbilimciler  sıklıkla doğa ve yetiştirme arasında karışık bir ilişki olduğuna atıfta  bulunarak yanıt verirler. Bu anlanmda sosyalbiyoloji fiziksel  antropoloji, zooloji, evrimsel psikoloji, insan davranışsal ekoloji ve  ikili kalıtım kuramı ile yakın ilişki içersindedir. Bununla birlikte, bu  alanda çalışanların çoğu için, büyük oranda bu alanın düşünceleri kabul  edilebilirdir, çünkü toplumsal yapılar için biyolojik temeller bulmak  toplumsal yapıların nadir ve isteğe bağlı olduğunu ifade eden birçok  toplumsal kuramın önerme ve çıkarımlarına karşı gelmektedir. Toplumbilim toplumsal psikoloji ile bazı bağlantıları vardır ancak ilki  toplumsal yapılarla ilgili iken ikincisi toplumsal davranışlarla  ilgilidir.</p>
<p>Kaynak:genbilim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/bilim-ve-matematik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu da Batılı Düşünce: Matematiğin Sırları</title>
		<link>http://www.bilimci.net/bu-da-batili-dusunce-matematigin-sirlari.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/bu-da-batili-dusunce-matematigin-sirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 09:54:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Bu da Batılı Düşünce: Matematiğin Sırları]]></category>
		<category><![CDATA[Matematiğin Sırları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en büyük matematikçilerinÂ­den olan Dr. Irving Jushua Matrix  ile alaÂ­kalı olan dosyalarımı tetkik ettiğimde onun seyyahlık  mesleğiyle alakalı şimdiye kadar yazmadığım gözden kaçmış notlar buldum.  O Tübingen?de geçirdiği yıllarda, metaÂ­fizik* ve dinî sistemlerin  ehemmiyetini kaÂ­bul eden felsefi bir okul olan General Eclectics  Enstitüsünde kurucu ve idareci olaÂ­rak bulundu. Ben, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük matematikçilerinÂ­den olan Dr. Irving Jushua Matrix  ile alaÂ­kalı olan dosyalarımı tetkik ettiğimde onun seyyahlık  mesleğiyle alakalı şimdiye kadar yazmadığım gözden kaçmış notlar buldum.  O Tübingen?de geçirdiği yıllarda, metaÂ­fizik* ve dinî sistemlerin  ehemmiyetini kaÂ­bul eden felsefi bir okul olan General Eclectics  Enstitüsünde kurucu ve idareci olaÂ­rak bulundu. Ben, Dr. Matrix?in  Bombay? dan son derece akıllı bir şekilde eski Hint tekniği olan  akupunktur ile frenolojiyi birÂ­leştirmesinin revacından da hiç  bahsetmeÂ­dim.  {adsense_after_intro}Budapeşte?de, Duna Intercontinental Otelinde  milletler arası mühim bir toplantıÂ­da bulunuyordum. Dr. Matrix?in yan  Japon kızı Iva benim orada olduğumu Öğrenmiş. Birgün ben dışarıda iken  telefon edip ?Jeremiah 33:3? şeklinde ve bir İstanbul teleÂ­fon  numarasıyla mesajını bırakmış. TelefoÂ­nu açtığımda, Hilton otelinde  bulunduklaÂ­rını, bir hafta İstanbul?da kalacaklarını, beÂ­nimle  birlikte bulunmaktan memnun olaÂ­caklarını belirttiler. Ertesi gün  uçakla İstanbul?a gittim. Iva ile buluştuk.  Şehri gezmeye çıktık. Büyük ÇarşıÂ­dan Iva, libas mücevheratı olan bir  masa önünde durakladı? Uzun bir pazarlıktan sonra dört tane ayn fiyatta  pahalı yüzük saÂ­tın aldı. Genç tezgâhtar bu dört kalem heÂ­sabı cep  hesap makinesiyle toplarken onun, toplama tuşu yerine 3 defa çarpım  tuşuna bastığını gördüm. Bunu Iva?ya fısıldadım. Tasdik etmesine rağmen  yine de hesap maÂ­kinesinde görünen 6,75 dolan ödedi. BaşÂ­ka bir  dükkâna doğru yöneldiğimizde ?NiÂ­çin itiraz etmedin?? diye sordum.  ?ÇünÂ­kü? dedi, ?Aklımdan hesapladım ve aynı netice çıktı. ? Hemen bir  zarfın arkasında hesapladım ?Vay canına?? dedim ?HaklıÂ­sın.?  Hatta daha şaşırtıcısı, daha sonra saÂ­dece bir doları kapsayan dört ayn  değerin oluşturduğu kümenin çarpım ve toplam olÂ­mak üzere aynı  neticeye yani 6,75 dolara vardığını buldum. Gelecek ay, bu ufak  problemin çözümünü Diophantine analiÂ­zinde vereceğim.  Sultan Ahmet Camii ve Topkapı SaÂ­rayını ziyaret ettik. Şehrin  batısındaki esÂ­ki Bizans surlarının yanından geçtik. CaÂ­milerin  bazılarının zeval gördüğünü fark etmek gerçekten üzücüydü. Bazıları  şimdi, meşrubat satılan yerler olarak bazıları ise gecekondu gibi  kullanıldığı için zarif duÂ­var mozaikleri çinilerin düşmesi ve  yanılmalarla lekelenmiş.. Hatta kubbeler ve kuleler bakımsızlıktan  kahverengiye dönüşmüş ve günün yoğun sisinden onları görebilmek  gerçekten zor.  Sonunda Hilton?a vardığım zaman Dr. Matrix, bizi bekliyordu. Ofis olarak  kullandığı odasına geçtik. Masanın üzeÂ­rinde iki yerinden dilimlenmiş  ve açılabiÂ­lir şekilde tutturulmuş, öyle ki, açıldığı zaÂ­man 3 adet 4  kenarlı, herbiri kare tabanlı yamuk piramitler oluşturabilen bir büyük  fildişi küp duruyordu. (Şekilde gösterildiÂ­ği gibi)  ?Bu üç piramit benzerdir (eştir)? dedi, Dr. Matrix ?Eğer kare taban bir  biÂ­rimlik kenara sahipse, 2 bitişik yüzey, bir bir birimlik 2 kenar ve  birimlik hipoteÂ­nüse sahip ikizkenar dik üçgenlerdir. DiÂ­ğer 2 kenar,  birbirine eşit olmayan 1, ve hipotenüsü &gt; değerli kenarlara sahip dik  üçgenlerdir.  Bu kartlarla küpleri oluşturmak çok kolay, fakat birçok insanın bunu  yapamayışı hayretle karşılanabilir.  Teşrih olayı, Çin?e kadar uzanır. PiÂ­ramitler yangma diye  adlandırırlar. OkurÂ­larına, karttan bu kadar düzenli bir şekilde çok  değdik bîr yolla ayırıp ay ıram ayacağıÂ­nı, tekrar küp şekline getirip  getiremeyeceklerini sorabilirsin. Bu kartı 3 ilmî parçaya ayırıp  ayıramayacaklarını da sorabilirsin.?  Dr. Matrix, birbirine tutturulmuş yangmaları, ilk eski vaziyetlerde ki  gibi yaÂ­pışık dik bir kare halinde topladı.  ?Bu üçlülerin sekiz tanesini bir keÂ­narı iki olan bir küpün 8 köşesine  yerleştir? diye devam etti. Sen 12 yüzlü bir şekil meydana getirirsin.  Bu tip yapı böyle bir katının (yapının) hacmini hesaplamada koÂ­lay bir  yol sağlar. Eğer merkezî küpün keÂ­narı, 2 ise, 12 yüzlü şekil 8 +-  (24/3) veÂ­ya 16 hacmine sahip olur. Bunun da ötesinÂ­de eğer 4 özdeş  yangma yaparsan onlar birÂ­leşerek Mısır?ın büyük piramidini andıran  tabanı 2 ye 2 kare olan ve kenarları 4 ahenkli ikizkenar üçgen olan bir  piramit oluşur. Düzgün 12 yüzlü şeklin iskeleti ve 12 özdeş elmas gibi  kesilmiş yüzü bu sayÂ­fanın altındaki şekilde gösterilmiştir. 4 yağma  ilk yapılabilen açılmış piramit üst soldaki şekilde gösterilmiştir.  Cazip bir oyuncak; 6 tane bu çeşit piramidi sağ üstte görüldüğü gibi 6  kare tabanı çapraz bir şerit şeklinde tabanlarından yapıştırılarak  yapılabilir. Şeridin tabanını kırmızıya ve piramitlerin yanlarını da  maviye boya.. Piramitleri içeri doğru katlamak katı kırmızı bir küp  oluşturur. Bunun aksine dışarıya doğru katlamak için de kübik iç boşluğu  olan ve iki tane bu şekildeki modelle mavi bir 12 yüzlü, göstermesinin  mümkün olduğu bir 12 yüzlü şekil meydana gelirdi. İç kırmızı küpü  göstermek için kabuğunu çıkar ve aynı boyda başka bir kırmızı küp yapmak  için kabuÂ­ğu katla. Herbir küp böylece iki özdeş maÂ­vi 12 yüzlü şekle  açılabilir.  ?Bu kadar geometri yeter.? dedim, ?Hiç İstanbul?a geldiğinden beri rakam  gariplikleriyle karşılaştın mı??  Cevap yerine, Dr. Matrix bana 60 sayfalık ?19 Sayısı: Kur?an?da Mucizevî  RaÂ­kam? adında bir kitap uzattı. Daha sonra bu kitabın yazan, Reşad  Halîfe?nin, bir süre öğretim görevlisi olarak çalıştığını, AmeÂ­rikan  Üniversitesinde biyokimya dalında doktora yapmış olduğunu öğrendim. Onun  bu kitabı, 1972?de Amerika?da yayınlandı.  Kur?an-ı Kerimin 74. sure 27-31 ayetÂ­leri 19 rakamından bahseder ve bu  rakamın imansızlar için bir muamma olarak tasarÂ­landığını ifade eder.  Dr. Reşad Halife 19? un Kur?an?da çok sık görüldüğünü ve bunun bir şifre  olduğunu kitabında anlatmaya çaÂ­lışmıştır.  Kur?an?daki sure sayısı 114?tür. 19?un katıdır. (Yani 19&#215;6 = 114)  Bismillahirrahmanirrahim. 19 harftir. Birinci keliÂ­me ?isim? Kur?an?da  19 defa görülür. İkinci kelime ?Allah? 2698 kere (yani 142&#215;19}  zikÂ­redilmiştir, üçüncü kelime ?Er? Rahman? 57 defa (yani 3&#215;19} tekrar  edilmiştir. Dördüncü kelime ?Er ?Rahim? 114 defa (yani 6&#215;19)  tekrarlanmıştır. (*)  ?- Bu, Kur?an-ı Kerim üzerinde hâriÂ­ka bir çalışma? dedi, Dr. Matrix  ?Fakat eğer Reşad Halife bu risaleyi yazmadan önce bana danışsaydı bu  çalışma daha enÂ­teresan ve tesirli olacaktı. Mesela 9 ve 10? un birinci  kuvvetleri, 9 ve 10?un ikinci kuvÂ­vetlerinin farkıdır. Emirp?in ne  olduğunu bilir misin?  Başımı bilmiyorum manasına sallaÂ­dım. Bu sırada Iva, elinde bir tepsi  içinde içeceklerle geldi. İstanbul?un kubbeleri, kuÂ­leleri altunî  kırmızıya kaçan renkteki gökÂ­te, siyah siluetler oluşturana kadar  mateÂ­matik dışındaki mevzulardan hoşbeş ettik.  Ya, emirp geriden de asal sayıdır ve arkadaşım Jeremiah P. Farreli?in  de, palendrome (geriden de aynen okunan keliÂ­me, sayı) olmayan fakat  basamakları ters çevrildiğinde ayn bir asal sayı olan sayı için  kullandığı isimdir. Mesela, son emirpal yıl 1949?du ve bundan sonraki de  3011 olacak. Maalesef her iki tarih de aynı baÂ­samakları ihtiva ediyor  ve iki basamağı aynı olmayan numerologist (sayıların esrarı ile ilgili)  emirpler daha fazla enteresandır. Ben bu sayılara no-rep emirps derim  ve onların ardışık sırası: 13, 17, 31, 37, 71, 73, 79, 97, 107, &#8230;  Kimse bu no-rep emirplerin sonsuz olduğunu bilmez. Aslında kimse en  büyük emirpi veya en büyük palendromik asal sayıyı bilmez.  ?- İstanbul ile emirpler arasında hiçÂ­bir bağ var mıdır?? diye sordum.  ?-Oraya geliyorum.? dedi. Dr. Matrix ?Bildiğiniz gibi, İstanbul bir  zamanlar Constantinapole isminde büyük bir şehir idi. Constantinapole?un  tarihinde en mühim yıl şüphesiz ki, 1453, şehrin Türkler taraÂ­rından  fethedildiği yıl. Şimdi 1,453 sadece bir emirp değildir, ayrıca bir  ne-rep-emirpdir. Onun basamaklarının, en küçük emirp olan 13?e  eklendiğinde meydana gelen saÂ­yının neticesini inceleyin.  Bu sırada İva, elinde bir tepsi içinde içeceklerle geldi. İstanbul&#8217;un  kubbeleri, kuleleri altunî kırmızıya kaçan renkteki gökte, siyah  siluetler oluşturana kadar matematik dışındaki mevzulardan hoşbeş ettik.  ?- Günbatımı, dedi Iva, şehrin övgüÂ­ye değer görüntüsü!? Açık bir  pencereden müezzinin okuduğu ezan sesi süzüldü. Onun hoparlörlerden  yaptığı davet, çok uzak olÂ­mayan minareden ibadete çağırıyordu. Dr.  Matrix, karışık renkli hoş desenli secÂ­cadesini yere serdi ve  güneydoğuya çevirÂ­di. Ayakkabılarını çıkardıktan sonra Kur? an?ın ilk  Suresi olan Fatiha?yı yüksek sesle okudu, seccadeye diz çöktü. Iva  şaşkın bir gülümsemeyle elindekini yudumlarken o, Kabe? ye yönelmiş  vaziyette teslimiyetini ifade ediyordu.  İstanbul?da birkaç unutulmaz, parlak gün geçirdim. Ayrılırken Dr.  Matrix?in gözÂ­lerinde yaşlan görebildiğimi tasavvur ettim. Kaderi  hakkında bir ön sezgisi mi olmuştu? Bana söylediği son sözler ?Güle  güle, MaÂ­şallah hanim efendi, iyi şanslar.. Allah sizÂ­den razı olsun.?  oldu. &#8211;  ?Selam? dedi Iva.  Üç hafta sonra New York Times de çıkan bir hikaye beni perişan etti.  HâdiÂ­se Bükreş&#8217;teydi. Vazifeli olarak gittiği söyÂ­lenen Dr. Matrix?in  Bükreşte Ivan Skavinsky Skavar adında bir ajan ile görüştüğü anlaşıldı.  İkisi, Danub deltasında terkedilÂ­miş bir yere gittiler. Orada ne olduğu  kati olarak açık değil. Görünüşte iki adam da aynı anda birbirlerine  ateş edip ölmüşÂ­ler. Uzun boylu adamın düşerken ?Allahu Ekber? diye  bağırdığını bir tepeden seyÂ­reden bir görgü şahidi ifade ediyor. Iva,  Danub?da babası için bir mezar hazırlattı.  Bir grup Rus tarafından alınan Skavar?ın cesedinin Karadeniz?in derin  sularına bırakıldığı şâyialarının yayıldığını Times gazetesi belirtti.  Bana en yabancı ve en tecrübeli bu tanıdık hakkındaki yazımı,  istemeyerek böyle üzücü sözlerle noktalıyorum.  (*): Dr. Reşad Halife?nin kitabında böyle pekçok enteresan noktalar  vardır: ?Kur?anda iki surenin başında ?kaf? harÂ­fi vardır: I: Kaf  Suresi II- Şûra Suresi. Kaf süresindeki kaf harflerini saydığımız zaman  19 sayısının üç katı olan 57 defa tekrarlanÂ­dığını buluruz. Şûra  Süresindeki kaf harfÂ­lerinin de 5 7 defa tekrar edildiğini buluruz. Bu  durum, Şûra Suresinin, Kaf Suresinden iki buçuk kat uzun olmasına  rağmendir. Ayrıca dikkati çeken bir nokta var. Kaf SuÂ­resinde 17. ayet  ?Ve Âdün ve Firavnü ve İHVANÜ Lût.? Bu âyet, üzerinde iyice  düÂ­şünmeden, fazla inceleme yapmadan uğraÂ­yıp geçtiğimiz bir âyettir.  Ancak biraz araştırma yapınca, Kur?an-ı Kerim?de ?Kav-mu Lut? ifadesini  12 defa okuyoruz. SaÂ­dece Kaf Suresinde ?İhvanü Lut? şeklinde bir  isimle karşılaşıyoruz. Eğer bu surede de ?kavm? kelimesi zikredilmiş  olsaydı bu surede kaf harflerinin sayısı 58 olurdu. Bu sefer de 19?un  katlarından olmazdı. Şifre bozulmuş olurdu.  Sad harfini, üç surede (A?raf, MerÂ­yem, Sad) saydığımız zaman yekûn 152  yaÂ­ni 19&#215;8 olduğunu görürüz. Halbuki Araf Suresinin 69. ayetinde geçen  ?Besta? keÂ­limesi Sad ile ?Basta? şeklinde yazılıdır. Hz. Muhammed  (s.): ?Cibril bana vahiy kâtiplerine, bu kelimeyi. Sin harfiyle değil  de, Sad harfiyle yazmalarını söyle, dedi? buyurmuştur. Hâlbuki Arab  dilinde ?Basta? şeklinde bir lügat yoktur. Onun için Kur?an&#8217;da bu  kelimedeki Sad harfinin altına bir Sin harfi yazılarak aslına işaret  edilmektedir. Eğer besta şeklinde sin harÂ­fiyle yazılsaydı bu sefer 152  sad harfi, 151 olacak ve 19?luk şifre bozulacaktı.  Nun harfi, sadece Kalem Suresinin başında bulunmakladır. Bu Suredeki nun  harflerini saydığımız zaman 133 tane olÂ­duğunu göreceğiz. (Yani 19&#215;7).  Er?Ra?d Suresinin başında ?Elif Lam Mim Ra? harfleri var. Hepsini  saydığımızÂ­da, bu surede bu dört harfin toplam 1501 defa  tekrarlandıkları ortaya çıkar ki, 19&#215;79 demektir.  Tâhâ Suresinde Ti ve He harflerinin ikisinin toplam tekrarı 342?dir.  Yani 19&#215;18 demektir.  Martin Gardner Scientific American&#8217;dan</p>
<p>Kaynak:genbilim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/bu-da-batili-dusunce-matematigin-sirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cebir İlmi ve Harezmi</title>
		<link>http://www.bilimci.net/495.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/495.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 09:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Cebir İlmi ve Harezmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/?p=495</guid>
		<description><![CDATA[Muhammed Bin Musa El Harzemî, 780 veya 795 tarihinde Hazer Denizinin  doğusundaki Harzem (Aral gölünün güneyindeki bugünkü Hive) de doğmuştur.  Doğum yerine izafeten El&#8217;Harzemî diye anılır. Harzemî beş fen dalına  tesirli şekilde hizmet etmiştir.
Harzemî, matematiğin geniş bir dalı olan cebirin temellerini atmıştır.  Cebir mevzularını içine alan eseri, bütün dünyada cebir ilmine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muhammed Bin Musa El Harzemî, 780 veya 795 tarihinde Hazer Denizinin  doğusundaki Harzem (Aral gölünün güneyindeki bugünkü Hive) de doğmuştur.  Doğum yerine izafeten El&#8217;Harzemî diye anılır. Harzemî beş fen dalına  tesirli şekilde hizmet etmiştir.</p>
<p>Harzemî, matematiğin geniş bir dalı olan cebirin temellerini atmıştır.  Cebir mevzularını içine alan eseri, bütün dünyada cebir ilmine ad  olmuştur. Harzemî, cebir bakımından Öklid&#8217;den 1000 yıl ileridedir.  Cebirle ilglii meşhur eserinin adı: &#8220;El&#8217;Kitab&#8217;ül-Muhtasar fi Hısab&#8217;il &#8211;  Cebri ve&#8217;l-Mukabele&#8221; dir. 12 asır önce yazılan bu eser cebir  sistemlerine ait kaide ve teoremler ile yeni çözüm yollarını mevzu  edinir. Bu eser Doğu ve Batı ilim dünyasında ilk müstakil cebir kitabı  olma şerefini kazanmıştır.  El Cebr ve&#8217;l &#8211; Mukabeleyi Harzemî 830 yılında şark seyahatin dan  döndüğünde Halife Memun&#8217;un isteği üzerine Arapça olarak hazırlamıştır.  1145 yılında zamanın ilim dili olan Latinceye çevrilmiş ve Müsteşrik F.  Rosen tarafından &#8220;The Algebre Muhammed Bin Musa&#8221; adlı tercümesi 1831  yılında Arapça metni ile birlikte Londra&#8217;da yayınlanmıştır. Eser, medenî  muâmelat, arazi Ölçümü, bina yapımı ve kanal hafriyatında rastlanan  pratik meseleleri cebir yolu ile halle yarayacak karekterde umuma mahsus  olarak kaleme alınmıştır.  Eser, bir önsöz ile beş esas bölüm ve bir de ek bölümden meydana  gelmiştir.  Birinci Kısım: Birinci ve ikinci dereceden altı ayrı tipten denklemin  (muadele) geometrik yolla çözüm metodunu ihtiva eder:  1) x2 = a, 2) x2 = bx, 3) ax = b,  4) x2 + ax = b, 5) x2 + b = ax, 6) x2 = ax + b  Bu bölümün ikinci kısmında: (a Â± x) ve (b Â± x) gibi &#8220;Binom  Formüllerinin&#8221; çarpım kaideleri de vardır.  Ayrıca, ikinci dereceden tam olmayan üç ayrı tip denklemin (muadele)  tamamen kendisine mahsus değişik çözüm yollan belirtilmiştir.  İkinci Kısım: İkinci dereceden tam olmayan denklemlerin geometrik  çözümünü mevzu edinir. Her tip denklem için iki ayrı çözüm yolu  göstermiştir. Bu çözüm yollarından birincisi geometrik çözüm yolu olup,  bugünkü cebirde &#8220;Kare ve dikdörtgen metodu&#8221; denmektedir. Bu çeşit bir  çözüm yolunu, ne eski Mısır ve Mezepotamya, ne de eski Yunan ve eski  Hind matematiğinde görmek mümkün değildir. Harzemî&#8217;nin bu çözüm şekli,  matematikte cebir ile geometri arasında bir nevi yakınlık kurmayı hedef  tutan araştırmanın ilk mahsulüdür.  Üçüncü Kısım: Birer terimi bilinmeyen iki terimli bir çarpanın  neticesinin nasıl bulunacağını mevzu edinir. Burada, çarpanlara ayırma  ve &#8220;özdeşlik&#8221; nevinden hususiyetleri görmek mümkündür : (x + a) (x + b),  (x + a) (x &#8211; b), (x &#8211; a) (x + b), (x ? a) (x ? b) &#8230; çarpım  durumlarını incelemiştir.  Dördüncü Kısım: gibi işlemlerin çözüm kaidelerini ve çözüm yollarını  belirtir.  Beşinci Kısım: Cebirle çözülebilecek bazı problemlere ayrılmıştır. İki  misal verelim :  a) 10 sayısını öyle iki kısma ayırınız ki, bunların kareleri toplamı  58&#8242;e eşit olsun. b) 10 sayısını öyle İki kısma ayırınız ki bunların kareleri farkı 40  sayısına eşit olsun.  Eserin son ek bölümünde de; devri, için gerekli olan, amelî ve tatbikî  hesaplama şekilleri, zamanın hükümet işlerine ait hesapların yapılması,  kanalların açılması, bina inşaatı, esnaf, tüccar ve ölçme memurları için  gerekli hesapların cebirle çözüm yolları, Hint sayı işaretleri, vasiyet  memurları için gerekli olan Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;deki miras hukuku  uygulamasını hem aritmetik hem de cebir yolu ile çözümlenecek şekilde,  gerekli çözüm yollarını misalleriyle beraber gösterir.  Harzemî&#8217;nin; cebir kelimesini matematiği ithâl edip, matematikte geniş  bir dal olan cebiri, metodik ve sistematik hâle getiren; ikinci derece  denklemlerin pozitif köklerini veren orijinal bir çözüm metodunu ilk  olarak ortaya koyan; ikinci derece denklemler için, bugün &#8220;kare ve  dikdörtgen metodu&#8221; denilen &#8220;grafik metodla&#8221; yani geometrik yolla çözüm  yollarının, gerçekleştirilmesini cebire ilk olarak kazandıran &#8220;Kitabü&#8217;l-  Cebr ve&#8217;l- Mukabele&#8221; si üzerinde bir nebze daha durarak bazı tahliller  yapalım:  Cebir kelimesi Arapça&#8217;da kırık olan bir şeyi doğrultmak manasına gelir.  Hattâ kırık ve çıkık olan bir uzva sarılan tahtalara cebire denilir.  Matematikte cebir, bir kesri tam kılma karşılığı olarak alınmıştır.  Harzemî ise, cebir ve mukabele tabirini şu mânada almıştır: Cebir, bir  eşitliğin bir tarafındaki negatif işaretli terimleri diğer tarafa  geçirmektir (eşitliğin her iki tarafında pozitif işaretli terimler kalacak  şekilde). Mukabele ise, benzer terimlerin irca&#8217; ve ıslâhıdır. Meselâ:  Matematik tarihinde Ömer Hayyam&#8217;ın &#8220;yaklaşık kare kök formülü&#8221; adını  alan münasebeti, cebir ile şeklini alır.  Yukardaki formülün mukabelesi olmaz, çünkü benzer terimler yoktur.  Hayyam&#8217;ın yukarıdaki formülü, (a + b)2 = a2 + (2a + b) b, özdeşliğinin  yaklaşık bir ifadesi olarak aldığı anlaşılıyor.  Cebir ve Mukabelenin Birinci Kısmı başta ele aldığımız gibi, &#8220;Durûbu  Sitte&#8221; veya &#8220;Mesaıl-ı Sitte&#8221; dediği altı denklemin çözüm kaidelerini  isbatsız olarak ihtiva eder.  İkinci Kısım, İlim Tarihi bakımından en orijinal olanıdır. Bu bölümde  ikinci dereceden tam olmıyan denklemlerle, aşağıdaki üç tip denklemin  geometrik (ki biz buna Kare ve Dik dörtgenler metodu diyeceğiz)  çözümlerinden bahsedilmektedir:  I. x2+Ax=B II. x2 + B= Ax III. x2 =Ax + B  Harzemî bilinmeyen mikdara Şey; Şey&#8217;in karesine Mâl; Mâl&#8217;in Şey ile  çarpımına, Kâab demiş ve bunları sırasiyle &#8220;Ş, M, K&#8221; harfleriyle  göstermiştir.  Şimdi bu kısmın meselelerini modern harf ve sembolleri kullanarak  çözelim:  I. x2+Ax=B  Bu denklem için Harzemî&#8217;nin verdiği misal: Bir Mâl ile 10 Şey&#8217;  toplamının 39 dirheme eşitliğini temin edecek şeyin belirtilmesi yani  x2+10x=39 denkleminin çözümünün tayinidir. Harzemî, yukarda-ki üç tip  meselenin çözümü için ayni geometrik metodu kullanmıştır. Şöyleki; daima  mâlum farz olunan Mâl, bir kare ile temsil olunur ve verilen denklemin  şartlarına (kat sayılarına) göre, Şey&#8217; belirtilir. Harzemî verilen  denklemi iki tarzda çözmüştür.   Birinci tarz: Farzedelim ki Mâl, ABCD karesiyle gösterilmiş olsun. Bu  karenin kenar uzunlukları Şey&#8217;e eşit olacaktır. Şekilde DK&#8217;yı, Şey&#8217;in  yanındaki sayı (katsayı) olan 10&#8242;un dörtte birine eşit olarak (DKLC),  (CMNB), (BOPA), (ARSD) gibi birbirine eşit dört dikdörtgen çizelim.  Bundan başka şeklîn A, B, C, D köşelerinde meydana gelen dört küçük  karenin alanları toplamı: olacağı gibi, yeni meydana gelen karesinin  alanı da 39 + 25 = 64 olur; yani bu karenin bir kenarının uzunluğu 8&#8242;e  eşittir. Çünkü verilmiş denklem, x2 + 10 x = 39 dur. Bu neticeye göre  Şey&#8217; ile 5 sayısının toplamı 8&#8242;e eşit olur. Yani x + 5 = 8 denklemi  yazılır. (Çünkü x + 5 = 8 dir). O halde aranılan Şey&#8217; (bilinmeyen) x = 3 tür. Bu metod gösteriyor ki  Şey&#8217;i veren formül: dür.    I. Meselenin II. Tarz Çözümü: Bu metodda Mâl yine (ABCD) karesi ve  Şey&#8217;de kenarlardan biridir. Bu sefer CK ve AE uzunluktan denklemdeki 10  kat sayısının yarısına eşit alınır ve (CKJB) ile (AEFB) dikdörtgenleri  teşkil olunur. Buna göre şekilde taranmış alanlar toplamı x2 ile 10 x  toplamına, yani 39&#8242;a eşit olur ve Kare (ABCD) + 2 Dikdörtgen (BCKJ) = 39  yazılır. Diğer taraftan, şeklin köşesinde meydana gelen (FBJI) karesi  ?ki alanı 25V eşittir? de taranmış alanlara ilâve edilmekte, 39 + 25 =  64 Alan (EDKI karesi) eşitliğe yazılır ve ED = 8 bulunmuş olur. O halde  aranılan Şey&#8217;: 8 ? 5=3 den ibarettir.   II. Kısım II Mesele: x2 + B = Ax denklemi: Harzemî; bu mesele için Mâl  ile 21 dirhem toplamının 10 Şey&#8217;e eşit olması misalini vermiştir. (Yani,  x2 + 21 = 10 x denklemi). Burada Mâl&#8217;i temsil eden kare (ABCD) olsun.  Yani Şey&#8217; = X = AB alalım. Şimdi, bir kenarı, bilinmeyene eşit  farzolunun (DEFC) dikdörtgeninin alanını, denklemdeki mutlak sayı olan  21 dirheme eşit alalım. Bu halde (AEFB) dikdörtgeninin alanı x2 + 21&#8242;e  eşit olacağından verilen x2 + 21 = 10 x denklemi kurulur. (AEFB)  dikdörtgeninin bir kenarının uzunluğu x olduğundan diğer kenarın  uzunluğu 10&#8242;a eşittir. (Yani BF = 10 dur) Şimdi de, BF&#8217;nin orta noktası K  olmak üzere (LEMN) karesini çizelim, bu karenin alanı 25&#8242;e eşittir.  Bundan sonra da FP&#8217;yi AD&#8217;ye eşit alıp (PFMR) dikdörtgenini teşkil  edelim, bunun alanının, (DLKC) dikdörtgeninin alanına eşitliği  aşikârdır. Şekildeki (KPRN) karesine gelince onun da alanı: 25 ? 21 =4  tür. (DEFC) Alan (KLEFMRPK) = 21, ve Alan (NLEM) =25 olduğundan, Alan  (KPRN) = 25 &#8211; 21 = 4 olur.  Bu meselede de görülüyor ki, verilen denklemi tahkik eden 3 değeri,  formülü ile bulunmuş oluyor. (Klâsik 2. derece denklem formülünün tek  işaretli hâli).   II. Kısım III. Meselesi: Bu meselede denklemin tipi X2 = AX + B dir.  Harezmî&#8217;nin verdiği nümerik misal, 3 Şey&#8217; ile 4 dirhemin bir Mâl&#8217;e eşit  olması, yani X2 = 3X + 4 denkleminin çözümüdür. Burada da X2 yi temsil  eden şekil (ABCD) karesi ve aranılan Şev&#8217; de AB uzunluğudur. Karenin AB  kenan üzerinde BK = 3 (Şey&#8217; in katsayısı olan 3) alalım. Bu suretle  teşkil olunacak (KTCB) dikdörtgeninin alanı; 3X eşit olacağı gibi (ADTK)  dik dörtgeninin alanı da 4&#8242;e (denklemdeki mutlak sayı) eşit olur, çünkü  verilen denklem, 3X + 4 = X2 dir.  Şimdi KB nin N orta noktasını işaret etmek suretiyle (KLMN) karesini  çizelim, bu karenin alanı: olur.  Aynı suretle, bir kenan AN olan (ARSN) karesini teşkil edelim, meydana  gelen (RDTP) dik dörtgeni, (LPSM) dik dörtgenine eşit olur. Çünkü, RD  kenarı NB ye veya KN ye veyahut da LM&#8217;ye eşittir. RP kenarı ise LP ye  eşittir. Çünkü her ikisi de AN-KN&#8217;ye eşittir. (Şekil 4)  O halde (ARSN) karesinin alanı, (ADTK) dikdörtgeni ile (KLMN) karesinin  alanı toplamına eşit olur. Bundan dolayı (ARSN) Haresinin alanı:  olacağından bunun bir kenarı olan AN de, olur.  Aranılan Şey1 AB uzunluğu olduğundan eşitliği bulunur. Görülüyor ki bu  çizim yolu ile x bilinmeyenini vermek üzere: formülü kullanılmış  demektir.  Görüldüğü gibi Harzemî ikinci derece denklemlerinin pozitif köklerini  veren orjinal bir çözüm metodu bulmuştur. Çünkü kendisinden önce birçok  ilim adamı bu mevzuda çalışmalar yapmıştır. Kısaca hülasa edersek: I.  Hippocrates (M.Ö. 460),  denkleminin çözümünü veren geometrik bir yol göstermiştir  II. Menaechmus (MÖ. 350), X3 =k kübik denklemini, y2 = bx, xy = ab  (parabol, hiperbollerin kesiştirilmesiyle çözmüştür. III. Euclid (M.Ö. 300), x2 + ax = a ve x2 + ax = b2 denklemlerini  geometrik metodla çözmüştür. VI. Archimedes (MÖ. 215), (De Sphaera et Cylindro, Lib, II) de, küreye  dair bir problemi çözerken, orantısına veya, x3 + c2 b = cx2 kübik  denklemine rastlamıştır. V. Heron (M.S. 50), 144 x (14 -x) = 6720 denklemini çözmüştür. VI. İzmirli Theon (MS. 125), x2 ? 2y2 = 1, belirsiz denkleminin çözümü  için bir kaide vermiştir. VII. Diophantus (M.S. 275), x3 + x = 4x + 4 denklemini çözmüş ve bazı  belirsiz ikinci derece denklemlerini (x2 ?Ay2 = 1, tipinde) hal ve  münakaşa etmiştir. VIII. Aryabhatta (M.S. 510), ikinci derece denklemlerinin pozitif  köklerini veren formülü bulmuştur. IX. Eutocius (M. S. 560), x3 + c2 b = cx2 denklemini koniklerinin kesiştirilmesi yolu ne çözmüştür.  Harzemînin ise (M.S. 825) adı geçen bu meşhur eserinde, Cebirde  sembolizm ve ikinci derece denklemlerin çözümleri için Rönesans  matematikçilerine, ikinci derece cebrine dair yapılacak büyük işler  bırakmayacak kadar sistematik çalışmaları vardır.</p>
<p>Kaynak:genbilim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/495.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Matematik ve Hayat Üzerine</title>
		<link>http://www.bilimci.net/matematik-ve-hayat-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/matematik-ve-hayat-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 09:42:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik ve Hayat Üzerine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/?p=492</guid>
		<description><![CDATA[Birçoğumuzun matematikle alâkası, sadece tahsil hayatımızda gördüğümüz  derslerle sınırlı kalmıştır. Bir kısmımız mecbur olduğumuz için, bir  kısmımız da ilgi duyduğu veya kabiliyeti olduğu için matematiği sevmiş  olabilir. Fakat büyük çoğunluk, matematiğin hayatlarında pek  kullanılmadığını veya kabiliyetlerinin ve çalışma alanlarının farklı  olduğunu bahane edip matematiğe çekingen bir tavırla yaklaşır. Hattâ bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçoğumuzun matematikle alâkası, sadece tahsil hayatımızda gördüğümüz  derslerle sınırlı kalmıştır. Bir kısmımız mecbur olduğumuz için, bir  kısmımız da ilgi duyduğu veya kabiliyeti olduğu için matematiği sevmiş  olabilir. Fakat büyük çoğunluk, matematiğin hayatlarında pek  kullanılmadığını veya kabiliyetlerinin ve çalışma alanlarının farklı  olduğunu bahane edip matematiğe çekingen bir tavırla yaklaşır. Hattâ bir  kısmımız, matematiği pek sevmez.   {adsense_after_intro}İlk bakışta cebir, geometri, logaritma gibi adlarla  alt bölümlere ayırdığımız matematiği zor bir ders kabul etsek de,  farkında olmadan hayatımızın birçok alanında kullanıyor olmamız ve  felsefenin ilk dönemlerinden itibaren &#8220;bütün ilimlerin anası&#8221; olarak  kabul görmesi sebebiyle üzerinde durulmaya değer bir alandır.  İnsanlar eşya ve hadiseleri yorumlarken, hayat karşısındaki duruş ve  düşüncelerini yenilerken aslında hep matematiğin verileriyle hareket  eder. Aşağıda anlatacağımız &#8220;aksiyom&#8221; ve &#8220;teorem&#8221; bunun en açık  misalleridir. İşte bizler, matematiğe biraz da &#8220;matematik felsefesi&#8221;  diyebileceğimiz bu zaviyeden bakabilirsek, onun çekinilecek bir saha  olmadığını daha rahat kavrarız.  Matematiğin temelini tanımlar teşkil eder. Aslında bir bakıma bütün  bilimlerin temeli tanımlardır. Kullandığımız şeylerin ne olduğu (ne işe  yaradığı, hangi özelliklerinin olduğu) tanımlarla ifade edilir.  Matematik üzerine çalışma yapan öğrencilerin çoğunun tanımları hararetle  tartıştığını çok sık görürüz. Bunun sebebi tanımlardaki küçük bir  değişikliğin veya küçük bir yanlış anlamanın, pek çok şeyin değişmesine  ve dolayısıyla yanlışların doğru ve doğruların yanlış olarak ortaya  çıkmasına yol açabilecek olmasıdır.  Bir şeyin tarifini yaparken başka şeyleri kullanmak gerekir. Meselâ  &#8216;masa&#8217;nın tarifini yaparken &#8216;tahta&#8217; veya &#8216;metal&#8217; gibi pek çok kavramı  kullanmamız gerekir. Bu durumda &#8216;Tahta nedir?&#8217; veya &#8216;Metal nedir?&#8217;  sorularıyla karşılaşırız. Yani, henüz o an için tanımsız olan nesneleri  tarif edip onların ne olduklarını öğrenmek isteriz. Tahtayı tanımlarken  ağacı, metali tarif ederken de madeni kullandığımızda bu defa bunların  ne olduğu sorusuyla karşılaşırız. Bu sorular böylece devam edip gider.  Peki nereye kadar gider? Bir dilde sonsuz sayıda kelimenin bulunması  imkânsızdır. Bir tanım yapmak için peş peşe gelen soruların cevabını  ararken, sonlu sayıda olan bütün kelimeler tükendiğinde ne olacak?  Günlük hayatta böyle peş peşe gelen sorularla karşılaştığımızda, &#8220;Ee,  bunu da bil artık!&#8221; deyip bir yerde tanımlamayı keseriz. Yani gelinen  son noktada, doğruluğunu ve ne olduğunu sorgulamadan bu kavramın herkes  tarafından bilinmesini isteriz.  Matematikte de doğruluğu sorgulanmadan kabul edilen bazı gerçekler  vardır ve bunlara &#8220;aksiyom&#8221; adı verilir. Matematiğe katkıda bulunmak,  hayret uyandıracak sonuçlara götürecek tarif ve aksiyomları  düzenleyebilme kabiliyetine bağlıdır. Matematikte doğru bir hükmü  bildiren ifadelere &#8220;teorem&#8221; denir. Tabii ki ilk önce bu ifadenin teorem  olduğu bilinmemektedir. Tanım ve aksiyomlar kullanılarak bulunan bütün  sonuçlar teoremdir. Doğru veya yanlış bir hüküm bildiren ifadelere  &#8220;önerme&#8221; denir. Bu duruma göre teoremler doğru olan önermelerdir.  Teoremi ve önermeyi tanımladıktan sonra, aslında teoremin &#8220;doğru bir  hüküm bildiren önerme&#8221; olduğunu elde ettik; p ve q belli bir takım  önermelerin teşkil ettiği topluluklar olsun. Teoremler genellikle p  doğru olduğunda q&#8217;nun da doğru olduğu biçimindedir ve bu kısaca p=&gt;q  biçiminde gösterilir. Biraz matematiğin önermeler konusunu bilenler  p=&gt;q&#8217;nun doğru olmasının sadece p&#8217;nin doğru olması durumunda değil,  p&#8217;nin yanlış olması durumunda da mümkün olduğunu bilirler. Fakat  teoremlerdeki p=&gt;q gösterimi sadece p doğru olduğunda q&#8217;nun da doğru  olduğunun gösterileceği anlamındadır. Meselâ p önerme topluluğu p1,  p2,&#8230;pn ve q önerme topluluğu q1, q2,&#8230;qm önermelerinden meydana  geliyorsa, p=&gt;q önermesi p1, p2,&#8230;pn önermeleri doğru iken, q1,  q2,&#8230;qm önermelerinin de doğru olduğunu ifade eder. Bir teoremin doğru  olduğunun gösterilmesine teoremi ispat etme denir. Teorem ispatlanırken  matematik zekâsı ön plâna çıkar. p1, p2,&#8230;pn önermeleri ve daha önce  verilen tanım ve aksiyomlar harmanlanarak q1, q2&#8230;qm önermeleri elde  edilmeye çalışılır. p&#8217;yi doğru olarak kabul edip q&#8217;nun doğru olduğunu  göstermede takip edilecek yol, yani teoremi ispatlamanın yolu, tek  değildir. Hattâ iki farklı kişinin p&#8217;den q&#8217;yu elde ederken kullanacağı  tanım ve aksiyomlar baştan sona farklı olabilir. Bu bir bakıma p  noktasından q nok-tasına gitmenin bir benzeridir.  Yukarıdaki şekilde p&#8217;den q&#8217;ya iki farklı yoldan gidilmiştir. Birinci  yolda p doğruyken a1&#8242;in doğru olduğu, a1 doğruyken a2&#8242;nin doğru olduğu,  a2 doğruyken a3&#8242;ün doğru olduğu, a3 doğru iken a4&#8242;ün doğru olduğu ve a4  doğru iken q&#8217;nun doğru olduğu gösterilmiş ve böylece p doğru iken q&#8217;nun  da doğru olduğu elde edilmiştir. İkinci yolda p doğruyken b1&#8242;in doğru  olduğu, b1 doğruyken b2&#8242;nin doğru olduğu ve b2 doğruyken q&#8217;nun doğru  olduğu gösterilerek p doğru iken q&#8217;nun da doğru olduğu bulunmuştur.  Burada hangi yolun teoremin ispatı için daha iyi olduğunu tartışmak  anlamsızdır. &#8220;Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.&#8221; atasözü bu durumu  açıklar. Kimine göre çok kısa olan bir yol başka birine göre çok uzun  gelebilir. p&#8217;den bl elde edilirken kullanılan sonuçlar bilinmiyorsa,  p=&gt;b1 önermelerinin doğru olduğunu göstermek gerekir. Bu durum benzer  biçimde diğer adımlara da aksedeceğinden birinci yolu iyi bilen birisi  için ikinci yol daha da uzun olabilir.  Matematikte tanımlar kesindir ve doğrulukları tartışılmaz, aksiyomların  da doğruluğu tartışılmaz ve kabul edilir. O zaman tanım ve aksiyomları,  doğruluğu tartışılmadan kabul edilen ifadeler olarak ele alırsak,  matematiğin kaynağını kurmuş oluruz. Matematik, doğruluğu kabul edilen  birtakım ifadelerden bulunabilecek bütün doğru ifadeleri bulmak için  çalışır, yani bütün teoremlerin bulunması, matematiğin ve matematikçinin  işidir. Bu anlamda matematik hem mücerret hem de müşahhas olarak  yapılabilir. Meselâ; A1 ,A2 ,&#8230; Ak gibi k tane aksiyom ve bunları doğru  kabul edip bunlar yardımıyla bulunabilecek bütün doğruları araştırmaya  başlarsınız. Bulunabilecek bütün doğruların tamamına ulaşamasanız bile  ulaştığınız kadarıyla matematik yapmış olursunuz. Burada kullandığınız  A1 ,A2,&#8230; Ak aksiyomlarının doğruluğu asla tartışılmaz ve bunların  doğru olduğu kabul edilir.  Hayatta da bazı şeylerin bilindiğini kabul etmek gereklidir. Daha önce  belirttiğimiz gibi kabul edilmiş gerçekler olmadığı takdirde masa  tanımını bile vermek mümkün değildir. İşte size iki soru ve bu soruların  cevaplarını aramakta müşahhas matematiğin bir örneği:  1. Hayatta doğru olarak kabul ettiğimiz gerçekler (hayatın aksiyomları  ve tanımları) nelerdir?  2. Hayatın aksiyomları kullanılarak elde edilebilecek bütün neticeler  nelerdir?  Bu soruların cevaplarını bulmak için, yani bir bakıma hayatın  matematiğini kurmak için, hayatın değişmeyen ve doğruluğu tartışılmadan  kabul edilen gerçeklerine, kısacası hayatın aksiyomlarına ulaşmak  şarttır. İnsanların koyduğu kanunlar, kaideler ve yönetmelikler zaman  içinde değişmez mi? Bunlar her zaman doğru olabilirler mi? Cevabımız  tabii ki &#8220;hayır&#8221; olacaktır. Çok değil, bundan elli yıl önceki  kanunların, yönetmeliklerin ve kaidelerin pek çoğu bugün ilk çıktığı  haliyle değildir, zaman içerisinde üzerlerinde birtakım değişiklikler  yapma ihtiyacı hissedilmiştir. Şu da âşikârdır ki, elli yıl sonra da  günümüzdeki kanun, yönetmelik ve kaidelerin pek çoğunda yine birtakım  değişiklikler yapılacaktır. Belli bir zaman önce suç teşkil eden bazı  faaliyetler, bir süre sonra suç olmaktan çıkabilmektedir. O halde  hayatın aksiyomları olarak insanların koyduğu kuralları almak bu  kurallar mutlak doğrular olmayacağı için mümkün değildir. Zaman içinde  değişmeyen kurallar neler ise, hayat matematiğinin aksiyomları da bunlar  olmalıdır. Bu aksiyomların neler olduğunu bulma gâyreti, insan olmanın  en mühim faziletlerinden biridir.</p>
<p>Kaynak:genbilim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/matematik-ve-hayat-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Harika Motifler</title>
		<link>http://www.bilimci.net/harika-motifler.html</link>
		<comments>http://www.bilimci.net/harika-motifler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 09:41:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Harika Motifler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimci.net/?p=490</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın hemen her yerinde tabiatın bazı temel şekiller üzerinde  yaratıldığı müşahede edilmektedir. Dairevi, spiral (helezoni), bilateral  (1), spinal (iç içe geçmiş) veya poligonal (çokgen) şekillere  bitkilerde, hayvanlarda, minerallerde, sıvılarda, hatta gazlarda dahi  rastlamak mümkündür. Bu şekiller içinde şüphesiz ki daire en fazla  görülenidir. Gezegenlerin güneş etrafında dönüşmeleri, çiçeklerin  başları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın hemen her yerinde tabiatın bazı temel şekiller üzerinde  yaratıldığı müşahede edilmektedir. Dairevi, spiral (helezoni), bilateral  (1), spinal (iç içe geçmiş) veya poligonal (çokgen) şekillere  bitkilerde, hayvanlarda, minerallerde, sıvılarda, hatta gazlarda dahi  rastlamak mümkündür. Bu şekiller içinde şüphesiz ki daire en fazla  görülenidir. Gezegenlerin güneş etrafında dönüşmeleri, çiçeklerin  başları, volkanlar ve sayabileceğimiz pek çok şey dairevi olarak  planlanmıştır. Ağacın filiz halinden yaşlılığına kadar gövdesinde oluşan  iç içe geçmiş halkalar, yaprak damarları, kuş tüyleri spinal simetriye  misal teşkil eder. Spiral şekiller ise su akıntılarında, bulutlarda,  galaksilerde ve hayvan boynuzlarında görülür. Kar taneciklerinde, arı  peteğinde ve bazı hayvanların vücutlarını kaplayan pullarda poligonal  simetri göze çarpar.</p>
<p>Asıl hayret edileni, bu şekillerin birbirinden çok ve farklı organizma  ve cansızlarda görülmesi karşısında, bunların alışılmış bir figür haline  geldikleri için insan dimağınca gereğince takdir edilememesidir.  Hatta daha harika olanı, bazı muayyen sayıların tabiatta ve sanatta  karşımıza çıkmasıdır. ?Fibonacci Serisi? adını verdiğimiz ve bir sıra  takip eden bu sayılar acib hususiyetlere sahiptir. Sıradaki her sayı  kendinden önce gelen iki sayının toplanmasından şu şekilde teşekkül  etmiştir ki: 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21&#8230; sayıları (0+1 = 1, 1+1 = 2, 1  + 2 = 3 &#8230;) hususiyetini gösterir. İki birbirini takip eden sayı  arasındaki alaka (3?ten sonra) belli bir nispette izah edilebilir. Yani  her sayı çiftinde büyük sayı küçük sayıdan belli bir nispette büyüktür.  ?Altın Dikdörtgen? adını verdiğimiz ve mimarlıkta en dirençli kabul  edilen, buutların oranı 1/1,6 ya eşit olan bu sayılar kümesi ve katları  eski Yunan medeniyeti tarafından kabul edilmekle kalmamış, modern  mimaride de en ideal nispet olarak tayin edilmiştir. Bu harikulade  kaide, mimarinin anahtarı olduğu gibi Fibonacci sayıları tabiatta da çok  tekerrür eden bir kanun olarak dikkati çekmektedir. Ayçiçeğinin ve  papatyanın ortasını oluşturan ana çiçekçik sağ ve sol tarafa doğru  dönerek spiraller oluşturan ve Fibonacci serisine uyan şekilciklerden  teşekkül etmiştir. Aynı şey ananasta ve çam kozalağında da vardır.  Üstelik Fibonacci serisinin sayı çiftleri çam kozalağının değişik  nevilerinde farklı hususiyetler göstererek karşımıza çıkmakta ve bu  meyvenin mukavemetini sağlamaktadır.  Tabiatta dinamik şekiller olarak teşekkül eden spiral şekillere  bulutları, galaksileri ve su akıntılarını misal olarak gösterebiliriz.  Spiral hareketlerin statik misalleri için ana çiçekçiklere (papatya,  v.s.), kozalaklara bakabiliriz. Spiral su akıntılarında yaşayan deniz  kabuklarını spiral harikalar olarak görmekteyiz.  Mükemmelliği izah eden ve oldukça eski bir sembol olan daire, dairevi  simetrinin esasını teşkil eder. Bu şekle misal olarak gezegenlerin  daireye yakın bir yörüngeyle güneşin etrafında dönmesini gösterebiliriz.  Birçok çiçekler ve deniz yaratıkları da dairevi bir şekilde, canlının  merkezinden dışa doğru gelişme göstererek büyürler. Daireyi üç buutlu  olarak ele alırsak küre meydana gelir ki buna dünyamızın şekli, suyun  serbest bir durumda su damlacığı haline girmesi misaldir.  Muhteşem sanatkâr kemaliyle tecelli ederek gökleri mükemmel yaratmıştır.  Mükemmel şekil ise küredir. Onun için Kâinatta her şey kürelerden  yaratılmıştır.  İnsanlarda, bitkilerde ve meyvelerde gördüğümüz bu mükemmellik ve bu  incelik kendi kendine olamayacağından insan vicdanı, insan aklını eşsiz  bir mimarın varlığını tasdike zorluyor.  (AMAZING WORLD OF NATURE?dan derlenmiştir.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimci.net/harika-motifler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
